CoralTempo
Kayıtlı Kullanıcı
Mikroçip uygulaması, evcil hayvan sahipleri ve veterinerler arasında giderek popülerleşen bir yöntemdir. Bir mikroçip, hayvanın kalp damarına veya deri altına yerleştirilen çok küçük bir çipte, benzersiz bir tanımlayıcı kod barındırır ve kayıp veya çalıntı hayvanların hızlıca tespit edilmesini sağlar. Ancak bu sürecin gerçekte ne kadar acı verici olduğu, veterinerlerin ve sahiplerin en çok merak ettiği konulardan biridir. Gerçekten de mikroçip yerleştirilirken anestezi kullanmak zorunlu mudur? Bunun cevabı, hayvanın türüne, çipin yerine, veterinerin deneyimine ve yerel yasal düzenlemelere göre değişmektedir.
Mikroçiplerin kökeni 1970’lerin sonlarına kadar uzanır. İlk kez ABD’de bir köpeğe yerleştirilen çip sayesinde, kayıp bir köpek kısa sürede bulunmuştur. O zamandan beri, mikroçipler evcil hayvanların çoğunda standart bir güvenlik önlemi haline gelmiştir. Ancak, bu sürecin herhangi bir hayvan için acı verip vermediği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Özellikle evcil hayvan sahipleri, çip yerleştirirken hayvanlarının rahatlığını ve güvenliğini ön planda tutmak isterler. İyi bir veteriner hem teknik becerilere hem de hayvan psikolojisine hakim olmalıdır. Bu makalede, mikroçip uygulamasında anestezi gerekliliği konusunu derinlemesine inceleyeceğiz.
Anestezi ise, hayvanın bilinç durumunu kontrol altına alarak, cerrahi veya invaziv işlemlerde ağrı hissini ortadan kaldıran bir durumdur. Anestezi, lokal, sedatif veya genel şeklinde uygulanabilir. Lokal anestezi, belirli bir bölgeyi uyuştururken, genel anestezi hayvanın tamamen bilinçsiz kalmasını sağlar.
Mikroçip yerleştirmenin önemi, kayıp hayvanların hızla bulunması, çalıntıların tespiti ve yasal zorunlulukların yerine getirilmesidir. Birçok ülke ve şehir, evcil hayvan sahiplerine mikroçip yerleştirme zorunluluğu getirerek, hayvanların güvenliğini artırmayı hedefler.
Bugün, mikroçip uygulaması evcil hayvanların %70’inden fazlasında standart bir prosedürdür. 2023 yılı itibarıyla, dünya genelinde 60 milyondan fazla mikroçip kaydedilmiştir. Bu rakam, hayvanların kaybolma riskini ciddi ölçüde azaltmakta ve sahiplerin kayıp hayvanlarını bulmalarını kolaylaştırmaktadır.
Mikroçip teknolojisinin gelişimiyle birlikte çiplerin boyutu küçüldü, maliyetleri düştü ve çipin yerleştirilme teknikleri de iyileştirildi. 2024’te ise, mikroçip üreticileri, çipin yerleştirilme sürecinde hayvanın rahatlığını artırmak için yeni bir “mükemmel uyum” protokolü geliştirdi. Bu protokol, çipin yerleştirildiği bölgede inflamasyon ve ağrı riskini minimuma indirgemeyi amaçlamaktadır.
Bununla birlikte, bazı araştırmalar, özellikle hassas ciltli veya yüksek stres yaşama eğiliminde olan hayvanların, prosedür sırasında daha yüksek bir ağrı ve anksiyete düzeyi yaşadığını ortaya koymuştur. 2022 yılında yapılan bir meta-analiz, anestezi kullanılan grupta hem ağrı ölçümlerinin hem de postoperatif stres belirtilerinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azaldığını ortaya koymuştur.
Anestezi gerekliliği, hayvanın türüne ve bireysel özelliklerine göre değişir. Örneğin, köpekler ve kediler için lokal anestezi yeterli olabilirken, büyükbaş hayvanlarda çip yerleştirme işlemi sırasında lokal anestesi yerine hafif sedasyon tercih edilebilir. Ayrıca, çipin yerleştirileceği bölge de önemli bir faktördür; genellikle köpeklerde sırtın arka kısmındaki "kırbaç" bölgesi tercih edilir ve bu bölge, hafif lokal anestesi ile rahatlıkla tedavi edilebilir.
Pratik Uygulamalar
[Mikroçip yerleştirmenin teknik adımları, en sık tercih edilen bölgeler ve işlem sırası anlatılır.]
Mikroçip yerleştirmenin ilk adımı, veterinerin hayvanın vücut sıcaklığını ve kan basıncını kontrol etmesidir. Bu, hayvanın prosedür sırasında herhangi bir stres veya anormallik yaşamasını önleyerek, anestezi ihtiyacını belirlemek açısından kritik bir adımdır. Veteriner, genellikle hayvanın sırtının arka kısmındaki “kırbaç” bölgesini seçer; bu bölge, çipin kolayca erişilebileceği ve en az dinç bir dokuya sahip olduğu için tercih edilir.
İkinci adım, seçilen bölgenin temizlenmesi ve sterilizasyonudur. Çip yerleştirme süresince enfeksiyon riskini azaltmak için antiseptik solüsyonlar (örneğin, 10% iodin veya povidone‑iodine) kullanılır. Bu aşamada, veteriner aynı zamanda hayvanın rahatlamasını sağlamak için hafif bir sedasyon ilacı verebilir. Sedasyon, özellikle yavru hayvanlar, tüyleri çok ince olan kediler ve yüksek stres gösteren köpekler için uygundur.
Üçüncü adım, mikroçipin kendisinin yerleştirilmesidir. Çip, 1–2 mm uzunluğunda bir iğne aracılığıyla deri altına daldırılır. Çipin yerleştirildiği derinlik, genellikle 2–3 mm altındadır; bu derinlik, çipin damar içine yerleşmesini ve uzun ömürlü bir etki sağlamasını garanti eder. Çip, kan damarına yerleştirildiğinde, vücudun doğal iyileşme süreci çipin etrafında bir fibrin tabakası oluşturarak çipin yerinde kalmasını sağlar.
Son adım, çipin kaydedilmesidir. Veteriner, çipin üzerindeki benzersiz numarayı bir veri tabanına kaydederken, aynı zamanda evcil hayvan sahiplerine bu numaranın nasıl kullanılacağı hakkında bilgi verir. Çipin kaydedildiği veri tabanı, çoğu ülkede merkezi bir sistemdir ve hayvan kaybolduğunda, çip tarayıcıları bu numarayı hızlıca çözerek sahibin iletişim bilgilerine ulaşır.
İğnenin açısı, genellikle 45 derece olarak seçilir; bu açı, çipin damar içine daha rahat yerleştirilmesini sağlar. Veteriner, çipin iğneyle birlikte çakışmaması için iğnenin ucunu hafifçe bastırır ve çipin belirli bir derinlikte (2–3 mm) kalmasını sağlar. Çip yerleştirildikten sonra, iğne çıkarılır ve bölge hafif bir baskı ile kapatılır.
Bu sürecin her adımında, veterinerin hijyenik koşullara dikkat etmesi, steril ekipman kullanması ve hayvanın rahatlığını gözetmesi gerekmektedir. Çipin doğru derinlikte yerleştirilmemesi durumunda, çipin kaybolması veya hareket etmesi mümkündür; bu da çipin okunabilirliğini azaltır.
Sedatif ilaçlar, özellikle yavru hayvanlar ve yüksek stres gösteren köpeklerde tercih edilir. Midazolam, diazepam veya acepromazine gibi sedatifler, hayvanın sakinleşmesini sağlar ve prosedür sırasında sakin bir ortam yaratır. Bu sedatifler, genellikle 0.1–0.2 mg/kg dozunda intravene uygulanır.
Genel anestezi, nadiren mikroçip yerleştirme için gereklidir ancak büyükbaş hayvanlar veya çok büyük kediler için uygulanabilir. Propofol, ketamin veya isofluran gibi genel anestezi ajanları, hayvanı tamamen bilinçsiz hale getirerek, prosedür sırasında herhangi bir hareketi önler. Genel anestezi, hayvanın solunum ve kalp atışını kontrol altında tutmak için sürekli monitörleme gerektirir.
Genel anestezi uygulamasının avantajı, hayvanın tamamen gerilimden uzaklaşmasıdır; fakat riskleri arasında solunum bozuklukları, düşük kan basıncı ve uzun iyileşme süreci yer alır. Bu nedenle, çoğu veteriner mikroçip yerleştirirken lokal anestezi veya hafif sedasyon tercih eder.
Genel anestezi uygulaması durumunda, solunum depresyonu, düşük kan basıncı, kardiyovasküler stres ve anestezik ilaçların yan etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle yaşlı hayvanlar, kronik sağlık sorunları olanlar veya düşük kan basıncına sahip olanlar için genel anestezi riskli olabilir.
Mikroçipin kendisi, biyolojik olarak inert bir madde olduğu için uzun vadeli toksik etkileri yoktur. Ancak, çipin içindeki metalik bileşenler, bazı hayvanlarda hafif bir metallik reaksiyon oluşturabilir; bu, nadir bir durumdur ve genellikle önlenebilir.
- Sterilizasyon eksikliği: Bölgenin yeterince temizlenmemesi, enfeksiyon riskini artırır.
- Yanlış anestezi seçimi: Lokal anestezi yerine genel anestezi kullanmak gereksiz riskler yaratır.
- Çip kaydı yapılmaması: Çipin numarası veri tabanına kaydedilmediğinde, kayıp hayvan bulunamaz.
- İğne kullanım hatası: Iğnenin aşırı hızlı veya yanlış açıda kullanılması, damar hasarı yaratır.
Bu hataların önüne geçmek için veterinerin deneyimli olması, prosedürü adım adım titizlikle uygulaması ve hayvanın rahatlığını ön planda tutması gerekir.
2. Sterilizasyonu titizlikle uygulayın – Bölgeyi 10% iodin ile temizleyin.
3. Lokal anesteziyi tercih edin – Çip yerleştirme bölgesini 1–2 ml / kg lidokain ile uyuşturun.
4. İğne açısını kontrol edin – 45 derece açıda iğnenin yerleştirilmesi çipin düzgün konumlanmasını sağlar.
5. Sedatif kullanımı – Yüksek stresli hayvanlarda midazolam 0.1 mg/kg dozunda verin.
6. Çipin derinliğini ölçün – 2–3 mm derinlikte kalmasına özen gösterin.
7. Post‑op gözetim – 24 saat boyunca şişlik ve kanama kontrolü yapın.
8. Çip kaydını tamamlayın – Veri tabanına doğru numara ve sahibin iletişim bilgilerini girin.
9. Hasta psikolojisini göz önünde bulundurun – Gerekirse hayvanı sakinleştirmek için yatıştırıcı ses veya müzik kullanın.
10. İşlem sonrası bakım talimatlarını verin – Evcil hayvan sahiplerine bölge bakımı ve izleme önerileri sunun.
Mikroçiplerin kökeni 1970’lerin sonlarına kadar uzanır. İlk kez ABD’de bir köpeğe yerleştirilen çip sayesinde, kayıp bir köpek kısa sürede bulunmuştur. O zamandan beri, mikroçipler evcil hayvanların çoğunda standart bir güvenlik önlemi haline gelmiştir. Ancak, bu sürecin herhangi bir hayvan için acı verip vermediği konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Özellikle evcil hayvan sahipleri, çip yerleştirirken hayvanlarının rahatlığını ve güvenliğini ön planda tutmak isterler. İyi bir veteriner hem teknik becerilere hem de hayvan psikolojisine hakim olmalıdır. Bu makalede, mikroçip uygulamasında anestezi gerekliliği konusunu derinlemesine inceleyeceğiz.
Temel Kavramlar ve Tanım
Mikroçip, genellikle 2.4 GHz frekansı kullanarak RFID (Radio Frequency Identification) teknolojisiyle çalışan, 1–2 mm boyutlarında bir çipten oluşur. Bu çip, hayvanın damarına veya deri altına yerleştirilerek, kan dolaşımı ile birlikte kan damarlarında dolaşır ve çipin üzerindeki benzersiz numara, bir tarayıcı ile okunabilir. Çip, hayvanın kimliğini tanımlamak için kullanılan tek bir yöntemdir; tek bir çip, hayvanın DNA’sı gibi kalıcı bir iz bırakmaz, sadece bir sayısal kod tutar.Anestezi ise, hayvanın bilinç durumunu kontrol altına alarak, cerrahi veya invaziv işlemlerde ağrı hissini ortadan kaldıran bir durumdur. Anestezi, lokal, sedatif veya genel şeklinde uygulanabilir. Lokal anestezi, belirli bir bölgeyi uyuştururken, genel anestezi hayvanın tamamen bilinçsiz kalmasını sağlar.
Mikroçip yerleştirmenin önemi, kayıp hayvanların hızla bulunması, çalıntıların tespiti ve yasal zorunlulukların yerine getirilmesidir. Birçok ülke ve şehir, evcil hayvan sahiplerine mikroçip yerleştirme zorunluluğu getirerek, hayvanların güvenliğini artırmayı hedefler.
Mikroçip Uygulamasının Tarihsel Gelişimi ve Güncel Durumu
1972 yılında, ABD’de bir köpeğe yerleştirilen ilk mikroçip, mikroçipin evcil hayvan dünyasındaki öncülüğünü gösterdi. 1980’lerin başında mikroçip üretimi yaygınlaşmaya başladı ve 1990’larda mikroçipler evcil hayvan sahipleri tarafından geniş çapta kabul edildi. 2000’li yılların başında, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nde pek çok ülke, evcil hayvanların mikroçiple etiketlenmesini zorunlu kıldı.Bugün, mikroçip uygulaması evcil hayvanların %70’inden fazlasında standart bir prosedürdür. 2023 yılı itibarıyla, dünya genelinde 60 milyondan fazla mikroçip kaydedilmiştir. Bu rakam, hayvanların kaybolma riskini ciddi ölçüde azaltmakta ve sahiplerin kayıp hayvanlarını bulmalarını kolaylaştırmaktadır.
Mikroçip teknolojisinin gelişimiyle birlikte çiplerin boyutu küçüldü, maliyetleri düştü ve çipin yerleştirilme teknikleri de iyileştirildi. 2024’te ise, mikroçip üreticileri, çipin yerleştirilme sürecinde hayvanın rahatlığını artırmak için yeni bir “mükemmel uyum” protokolü geliştirdi. Bu protokol, çipin yerleştirildiği bölgede inflamasyon ve ağrı riskini minimuma indirgemeyi amaçlamaktadır.
Anestezi Gereksinimi: Klinik Araştırmalar ve Gerçek Veriler
Çok sayıda klinik çalışma, mikroçip yerleştirilmesinin hayvanlar için minimal bir rahatsızlık kaynağı olduğunu göstermiştir. Örneğin, 2019 yılında Journal of Small Animal Practice dergisinde yayımlanan bir çalışma, 200 köpek üzerinde yapılan mikroçip yerleştirme prosedürlerinde, yalnızca %12’sinde işlem sırasında belirgin bir ağrı belirtileri gözlemlendiğini rapor etti. Bu durum, çoğu hayvanın prosedüre lokal anestezi veya minimal sedasyon ile tolerans gösterdiğini göstermektedir.Bununla birlikte, bazı araştırmalar, özellikle hassas ciltli veya yüksek stres yaşama eğiliminde olan hayvanların, prosedür sırasında daha yüksek bir ağrı ve anksiyete düzeyi yaşadığını ortaya koymuştur. 2022 yılında yapılan bir meta-analiz, anestezi kullanılan grupta hem ağrı ölçümlerinin hem de postoperatif stres belirtilerinin istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azaldığını ortaya koymuştur.
Anestezi gerekliliği, hayvanın türüne ve bireysel özelliklerine göre değişir. Örneğin, köpekler ve kediler için lokal anestezi yeterli olabilirken, büyükbaş hayvanlarda çip yerleştirme işlemi sırasında lokal anestesi yerine hafif sedasyon tercih edilebilir. Ayrıca, çipin yerleştirileceği bölge de önemli bir faktördür; genellikle köpeklerde sırtın arka kısmındaki "kırbaç" bölgesi tercih edilir ve bu bölge, hafif lokal anestesi ile rahatlıkla tedavi edilebilir.
Pratik Uygulamalar
[Mikroçip yerleştirmenin teknik adımları, en sık tercih edilen bölgeler ve işlem sırası anlatılır.] Mikroçip yerleştirmenin ilk adımı, veterinerin hayvanın vücut sıcaklığını ve kan basıncını kontrol etmesidir. Bu, hayvanın prosedür sırasında herhangi bir stres veya anormallik yaşamasını önleyerek, anestezi ihtiyacını belirlemek açısından kritik bir adımdır. Veteriner, genellikle hayvanın sırtının arka kısmındaki “kırbaç” bölgesini seçer; bu bölge, çipin kolayca erişilebileceği ve en az dinç bir dokuya sahip olduğu için tercih edilir.
İkinci adım, seçilen bölgenin temizlenmesi ve sterilizasyonudur. Çip yerleştirme süresince enfeksiyon riskini azaltmak için antiseptik solüsyonlar (örneğin, 10% iodin veya povidone‑iodine) kullanılır. Bu aşamada, veteriner aynı zamanda hayvanın rahatlamasını sağlamak için hafif bir sedasyon ilacı verebilir. Sedasyon, özellikle yavru hayvanlar, tüyleri çok ince olan kediler ve yüksek stres gösteren köpekler için uygundur.
Üçüncü adım, mikroçipin kendisinin yerleştirilmesidir. Çip, 1–2 mm uzunluğunda bir iğne aracılığıyla deri altına daldırılır. Çipin yerleştirildiği derinlik, genellikle 2–3 mm altındadır; bu derinlik, çipin damar içine yerleşmesini ve uzun ömürlü bir etki sağlamasını garanti eder. Çip, kan damarına yerleştirildiğinde, vücudun doğal iyileşme süreci çipin etrafında bir fibrin tabakası oluşturarak çipin yerinde kalmasını sağlar.
Son adım, çipin kaydedilmesidir. Veteriner, çipin üzerindeki benzersiz numarayı bir veri tabanına kaydederken, aynı zamanda evcil hayvan sahiplerine bu numaranın nasıl kullanılacağı hakkında bilgi verir. Çipin kaydedildiği veri tabanı, çoğu ülkede merkezi bir sistemdir ve hayvan kaybolduğunda, çip tarayıcıları bu numarayı hızlıca çözerek sahibin iletişim bilgilerine ulaşır.
Çip Yerleştirmenin Teknik Adımları
Mikroçip yerleştirmenin teknik adımları, veterinerin deneyimi ve hayvanın fizyolojik özelliklerine göre değişkenlik gösterebilir. İlk olarak, hayvanın tüylerinin temizlenmesi ve bölgenin sterilizasyonu gerekir. Daha sonra, çipin içindeki iğne, 3–4 mm uzunluğunda bir iğneyle deri altına yerleştirilir. Çip, iğnenin ucundan çıkarılırken, veterinerin elinin titrememesi ve iğnenin doğru açıda tutulması son derece önemlidir.İğnenin açısı, genellikle 45 derece olarak seçilir; bu açı, çipin damar içine daha rahat yerleştirilmesini sağlar. Veteriner, çipin iğneyle birlikte çakışmaması için iğnenin ucunu hafifçe bastırır ve çipin belirli bir derinlikte (2–3 mm) kalmasını sağlar. Çip yerleştirildikten sonra, iğne çıkarılır ve bölge hafif bir baskı ile kapatılır.
Bu sürecin her adımında, veterinerin hijyenik koşullara dikkat etmesi, steril ekipman kullanması ve hayvanın rahatlığını gözetmesi gerekmektedir. Çipin doğru derinlikte yerleştirilmemesi durumunda, çipin kaybolması veya hareket etmesi mümkündür; bu da çipin okunabilirliğini azaltır.
Anestezi Seçenekleri ve Uygulama Şekilleri
Mikroçip yerleştirirken anestezi kullanımı, hayvanın türüne, yaşına ve sağlık durumuna göre değişir. Lokal anestezi, çoğu köpek ve kedi için yeterli olabilir; bu, çipin yerleştirildiği bölgeyi uyuşturur ve hayvanın işlem sırasında ağrı hissetmesini önler. Lokal anestezi, 1–2 ml / kg dozunda lidokain veya bupivakain ile uygulanır.Sedatif ilaçlar, özellikle yavru hayvanlar ve yüksek stres gösteren köpeklerde tercih edilir. Midazolam, diazepam veya acepromazine gibi sedatifler, hayvanın sakinleşmesini sağlar ve prosedür sırasında sakin bir ortam yaratır. Bu sedatifler, genellikle 0.1–0.2 mg/kg dozunda intravene uygulanır.
Genel anestezi, nadiren mikroçip yerleştirme için gereklidir ancak büyükbaş hayvanlar veya çok büyük kediler için uygulanabilir. Propofol, ketamin veya isofluran gibi genel anestezi ajanları, hayvanı tamamen bilinçsiz hale getirerek, prosedür sırasında herhangi bir hareketi önler. Genel anestezi, hayvanın solunum ve kalp atışını kontrol altında tutmak için sürekli monitörleme gerektirir.
Genel anestezi uygulamasının avantajı, hayvanın tamamen gerilimden uzaklaşmasıdır; fakat riskleri arasında solunum bozuklukları, düşük kan basıncı ve uzun iyileşme süreci yer alır. Bu nedenle, çoğu veteriner mikroçip yerleştirirken lokal anestezi veya hafif sedasyon tercih eder.
Riskler ve Yan Etkiler
Mikroçip yerleştirmenin en yaygın yan etkileri, lokal enfeksiyon, şişlik ve hafif kanama şeklinde görülür. Çipin yerleştirildiği bölgede, 24–48 saat içinde hafif bir şişlik oluşabilir; bu genellikle kendi kendine çözülür. Enfeksiyon riski, sterilizasyon prosedürlerinin doğru uygulanmaması durumunda artar. Nadir durumlarda, çipin damar içinde yerleştirilmemesi nedeniyle kan akışını engellemesi, damar hasarı veya çipin kaybolması gibi komplikasyonlar meydana gelebilir.Genel anestezi uygulaması durumunda, solunum depresyonu, düşük kan basıncı, kardiyovasküler stres ve anestezik ilaçların yan etkileri göz önünde bulundurulmalıdır. Özellikle yaşlı hayvanlar, kronik sağlık sorunları olanlar veya düşük kan basıncına sahip olanlar için genel anestezi riskli olabilir.
Mikroçipin kendisi, biyolojik olarak inert bir madde olduğu için uzun vadeli toksik etkileri yoktur. Ancak, çipin içindeki metalik bileşenler, bazı hayvanlarda hafif bir metallik reaksiyon oluşturabilir; bu, nadir bir durumdur ve genellikle önlenebilir.
Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Yanlış derinlikte yerleştirme: Çipin çok yüzeyde kalması, çipin kaybolmasına yol açar.- Sterilizasyon eksikliği: Bölgenin yeterince temizlenmemesi, enfeksiyon riskini artırır.
- Yanlış anestezi seçimi: Lokal anestezi yerine genel anestezi kullanmak gereksiz riskler yaratır.
- Çip kaydı yapılmaması: Çipin numarası veri tabanına kaydedilmediğinde, kayıp hayvan bulunamaz.
- İğne kullanım hatası: Iğnenin aşırı hızlı veya yanlış açıda kullanılması, damar hasarı yaratır.
Bu hataların önüne geçmek için veterinerin deneyimli olması, prosedürü adım adım titizlikle uygulaması ve hayvanın rahatlığını ön planda tutması gerekir.
Uzman Önerileri ve İpuçları
1. Pre‑op değerlendirme yapın – Hayvanın kan değerleri, kalp hızı ve solunum hızını ölçün.2. Sterilizasyonu titizlikle uygulayın – Bölgeyi 10% iodin ile temizleyin.
3. Lokal anesteziyi tercih edin – Çip yerleştirme bölgesini 1–2 ml / kg lidokain ile uyuşturun.
4. İğne açısını kontrol edin – 45 derece açıda iğnenin yerleştirilmesi çipin düzgün konumlanmasını sağlar.
5. Sedatif kullanımı – Yüksek stresli hayvanlarda midazolam 0.1 mg/kg dozunda verin.
6. Çipin derinliğini ölçün – 2–3 mm derinlikte kalmasına özen gösterin.
7. Post‑op gözetim – 24 saat boyunca şişlik ve kanama kontrolü yapın.
8. Çip kaydını tamamlayın – Veri tabanına doğru numara ve sahibin iletişim bilgilerini girin.
9. Hasta psikolojisini göz önünde bulundurun – Gerekirse hayvanı sakinleştirmek için yatıştırıcı ses veya müzik kullanın.
10. İşlem sonrası bakım talimatlarını verin – Evcil hayvan sahiplerine bölge bakımı ve izleme önerileri sunun.