ObsidianPendulum
Kayıtlı Kullanıcı
Kalp üfürümü, kalp kapakçıklarının ve diğer yapılarının anormal akışlar nedeniyle oluşturduğu sesli bir durumdur. Sağlıklı bireylerde bile bazen hafif, geçici üfürümler duyulabilirken, ciddi durumlarda kalp yetmezliği, kapak hastalıkları veya endokardit gibi ciddi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu yüzden, bir rutin muayenede kalp üfürümünün erken tespiti, hastaların yaşam kalitesini korumak ve ağır komplikasyonları önlemek için kritik öneme sahiptir.
Rutin muayeneye, hastanın geçmişi, fizik muayene, kardiyak auscultation ve gerektiğinde ek testler katılır. Özellikle steteskopla yapılan auscultation, kalp üfürümünü belirlemede temel ilk adımdır. Ancak, doğru teknik, eğitilmiş gözlem ve teknoloji destekli ek testler, tanının doğruluğunu büyük ölçüde artırır. Bu makale, kalp üfürümünün tanısının temel kavramlarından, güncel yöntemlere, uzman önerilerine ve sık sorulan sorulara kadar geniş bir perspektif sunarak, hem sağlık profesyonelleri hem de konu hakkında bilgi arayan bireyler için rehber niteliğindedir.
Kalp üfürümünün tanımı, sadece sesli bir bulgu değil, aynı zamanda kalp kapakçıklarının fonksiyonel bir göstergesidir. Örneğin, aortstenozu, aort kapakçığının daralması nedeniyle kalp atışı sırasında sesli bir “çökük” üfürüm oluşturur. Diğer yandan, mitral kapakçığının sızıntısı, mitral regürjitenin “şırıltılı” ve genellikle sol üst göğüs bölgesinde duyulabilir. Bu tür detaylı tanımlar, klinik muayene sırasında doğru bölgeye odaklanmayı ve sonrasında yapılacak ek testlerin yönünü belirlemeyi kolaylaştırır.
Kalp üfürümünün raporlanması, hastanın klinik durumuna ve risk faktörlerine göre değişir. Genellikle, üfürümün şiddeti, süresi ve yerinin belirlenmesi önem taşır. Örneğin, “yüksek sesli, uzun süreli” bir üfürüm, ciddi bir kapak hastalığına işaret edebilirken, “kısa süreli, hafif” bir üfürüm genellikle benimsiz olabilir. Bu nedenle, kalp üfürümünün tanımı, yalnızca bir ses tanımı değil, aynı zamanda klinik karar alma sürecinin temel taşlarından biridir.
Son olarak, kalp üfürümünün tanısı, sadece bir sesin duyulması değil, aynı zamanda hastanın klinik geçmişi, yaşam tarzı ve diğer risk faktörleriyle birlikte bütünsel bir değerlendirme gerektirir. Bu kapsamlı yaklaşım, kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi için en uygun stratejilerin belirlenmesinde kritik rol oynar.
alkalanan bir ses” duyulursa, bu genellikle benimsiz bir üfürüm olarak değerlendirilir. Yüksek ateş, anemi veya hızlı kalp atış hızı, bu tür seslerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bununla birlikte, kalp hızı, kan basıncı ve ekranda görülen herhangi bir anormallik, doktorun daha ileri testlere yönelmesini sağlar.
İkinci adım, steteskop ile yapılan auscultation’dır. Doktor, kalp atımının farklı evrelerinde (sistol ve diastol) sesleri dinleyerek üfürümün yerini, süresini ve şiddetini belirler. Üfürüm genellikle sol üst göğüs bölgesinde, aort kapağı için sol üst köprüde, mitral kapağı için ise sol alt köprüde duyulur. Seslerin tutsak olduğu süre, kalp atımının hangi evresinde ortaya çıktığı ve sesin karakteri (şırıltılı, çalkalanmış, kıkırdayan) üfürümün patolojik ya da benimsiz olup olmadığını değerlendirirken kritik öneme sahiptir.
Üçüncü adımda, ek tablo, tansiyon ölçümü ve gerektiğinde röntgen, ekokardiyografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Röntgen, kalp büyüklüğünü, akciğer damar yoğunluğunu ve kalp görüntüsündeki herhangi bir anormalliği tespit edebilir. Ekokardiyografi ise kalp kapakçıklarının anatomisini, akış hızlarını ve kalp kasının fonksiyonunu ayrıntılı bir şekilde gösterir. 2023 yılında yapılan sistematik bir inceleme, ekokardiyografinin kalp üfürümünü tanımlamada %92 doğruluk oranına sahip olduğunu ortaya koydu. Bu yöntem, özellikle patolojik üfürümün tanısı için vazgeçilmez bir araçtır.
Son adım, gerekirse kardiyovasküler laboratuvar testleri ve endokardit taraması yapılır. Kan testleri, hemoglobin, hemopoietik indeksler ve inflamasyon göstergelerini kontrol eder. Örneğin, yüksek C-reaktif protein (CRP) seviyesi, endokardit riskini artıran bir faktördür ve bu durumda ek ekokardiyografik inceleme ve kültür testleri eklenir. Rutin bir muayenenin sonunda, hastaya kalp üfürümünün patolojik olup olmadığına dair net bir rapor sunulur ve gerekirse tedaviye başlanır.
Etkili auscultation için steteskop kasparı (diaphragm) ve kulak kısmı (bell) doğru bölgelere yerleştirilmelidir. Bell kısmı, düşük frekanslı sesleri (örneğin, aort stenozu) yakalamada kullanılırken, diaphragm kısmı yüksek frekanslı sesleri (örneğin, mitral regürjiten) yakalamada tercih edilir.
Dijital teknolojinin gelişmesiyle, akustik sinyallerin kaydedildiği ve analiz edildiği cihazlar da kullanılıyor. 2022 yılında yayımlanan bir çalışmada, akustik kaydedicinin, geleneksel auscultation’a kıyasla üfürüm tanısında %15 daha yüksek duyarlılık sağladığı rapor edilmiştir.
Aort stenozu, aort kapakçığının daralması sonucu kalbin sol ventrikülünden çıkan kan akışının zorlaşmasıyla karakterizedir. Bu durumda, kalp atım sırasında “yüksek sesli, çökük” bir üfürüm duyulur. Diğer yandan, mitral regürjiten, mitral kapakçığının sızıntı yapmasıyla sol ventrikülden sol atriyuma kan akışının kaçırılması sonucu “şırıltılı” bir ses yaratır.
Ekokardiyografi, kapakçıkların kalınlığını, kapak kapakçıklarının açılıp kapanma sürecini ve kan akış hızını ölçerek bu bozuklukları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyar. 2018 yılında yapılan bir meta-analiz, kapakçık bozukluklarının ekokardiyografi ile tanısının %95 doğruluk oranına sahip olduğunu gösterir.
Transözofageal ekokardiyografi, özellikle sol atriyum ve aort kapakçıkları için daha yüksek çözünürlük sunar. 2020 yılında yapılan bir çalışma, transthorakal ekokardiyografinin aort stenozu tanısında %88, transözofageal ekokardiyografinin ise %97 doğruluk sağladığını ortaya koymuştur.
Diğer görüntüleme yöntemleri arasında manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve bilgisayarlı tomografi (BT) bulunur. MRI, kalp kasının dokusunu ve kan akışını detaylı şekilde gösterir, bu da özellikle endokardit tanısında kullanışlıdır.
Klinik önemi, üfürümün şiddeti, süresi ve yerinin değerlendirilmesine bağlıdır. Örneğin, uzun süreli, yüksek şiddetli bir üfürüm, kalp kapakçığının ciddi bir stenozu veya regürjiteni gösterebilir. Bu durumda, cerrahi müdahale veya kapakçık onarımı gerekebilir. Benimsiz üfürüm ise genellikle tedavi gerektirmez, ancak düzenli takip ile izlenir.
2021 yılında yayımlanan bir araştırma, benimsiz üfürümlerin %90'ının hastaların yaşam kalitesini etkilemediğini, ancak patolojik üfürümlerin %70'inin ciddi kardiyovasküler komplikasyon riski taşıdığını rapor etmiştir.
Benimsiz üfürümde ise tedavi genellikle hedefe yönelik değildir; anemi, hipertansiyon veya yüksek kalp hızı gibi kaynaklı durumlar tedavi edilerek üfürümün ortadan kalkması sağlanır.
İzlem sürecinde ekokardiyografi, klinik muayene ve hastanın semptom takibi önem taşır. 2022 yılında yapılan longitudinal bir çalışmada, patolojik üfürümle tanı konulan hastaların %60'ının düzenli izlemle 5 yıl içinde önemli bir fonksiyonel iyileşme gösterdiği bulunmuştur.
- Hem bell hem de diaphragm kısmını kullanarak farklı frekanslardaki sesleri yakalayın; bu, farklı kapakçık bozukluklarını ayırt etmeye yardımcı olur.
- Üfürümün süresini ve yerini tam olarak not edin; bu bilgiler ekokardiyografi raporlarında referans noktası sağlar.
- Görüntüleme öncesinde, hastanın kan basıncı ve kalp hızını ölçün; yüksek tansiyon ve hızlı kalp hızı, üfürümün şiddetini artırabilir.
- Benimsiz üfürüm şüphesi varsa, anemi, yüksek kalp hızı veya hipertansiyon gibi faktörleri kontrol edin ve gerekirse tedaviye başlayın.
- Patolojik üfürüm durumunda, ekokardiyografi ile kesin tanı koyun ve cerrahi müdahale seçeneklerini değerlendirin.
- Hastanın geçmişteki kardiyak cerrahi veya kapakçık hastalıkları varsa, bu bilgileri mutlaka not edin; geçmiş cerrahi, yeni üfürümün yorumlanmasında kritik rol oynar.
- Ekokardiyogram sırasında, kan akış hızını (Vmax) ölçün; bu, kapakçık stenozunun şiddetini belirlemeye yardımcı olur.
- Sonuç raporlarınızı, hem klinik bulguları hem de görüntüleme verilerini içerecek şekilde ayrıntılı hazırlayın; bu, hastanın ilerleyen tedavi planında yönlendirici olur.
- Düzenli takip planı oluşturun; özellikle patolojik üfürümle tanı konulan hastalarda, 6 ayda bir ekokardiyografi izleme önerilir.
Rutin muayeneye, hastanın geçmişi, fizik muayene, kardiyak auscultation ve gerektiğinde ek testler katılır. Özellikle steteskopla yapılan auscultation, kalp üfürümünü belirlemede temel ilk adımdır. Ancak, doğru teknik, eğitilmiş gözlem ve teknoloji destekli ek testler, tanının doğruluğunu büyük ölçüde artırır. Bu makale, kalp üfürümünün tanısının temel kavramlarından, güncel yöntemlere, uzman önerilerine ve sık sorulan sorulara kadar geniş bir perspektif sunarak, hem sağlık profesyonelleri hem de konu hakkında bilgi arayan bireyler için rehber niteliğindedir.
Temel Kavramlar ve Tanım
Kalp üfürümü, kalp kapakçıklarının veya diğer damar yapılarının anormal akışa sahip olması sonucu oluşan sesli bir durumdur. Doktorlar, auscultation (dinleme) yoluyla kalp ritmi, sesleri ve akıntıları değerlendirir. Üfürüm, “şırıltılı” veya “çalkalanmış” olarak tanımlanır ve kalp kapaklarının sızıntısı (regürjan) veya daralması (stenoz) gibi patolojik durumların işareti olabilir. Kalp üfürümleri üç ana kategoriye ayrılır: patolojik, benimsiz (innocent) ve hem patolojik hem de benimsiz. Patolojik üfürümler, kalp kapakçıklarının yapısal bozuklukları, kalp yetmezliği veya kalp kapakçıklarının kalınlaşması gibi durumlarla ilişkilidir. Benimsiz üfürümler ise genellikle kalp yapısının normal olduğu, fakat kalbin büyümesi, yüksek tansiyon veya anemi gibi durumlar nedeniyle oluşan geçici seslerdir. Kalp üfürümlerinin belirlenmesi, kalp hastalıklarının erken teşhisi, tedavi planlaması ve hasta takibi için kritik bir adımdır. Örneğin, 2019 yılında yapılan bir meta-analiz, çocuklarda kalp üfürümünün yaklaşık %28 oranında görülme sıklığını ve yetişkinlerde ise %3-5 oranında olduğunu göstermiştir. Bu veriler, kalp üfürümünün hem pediatrik hem de kardioloji alanında önemli bir tanı aracı olduğunu ortaya koyar.Kalp üfürümünün tanımı, sadece sesli bir bulgu değil, aynı zamanda kalp kapakçıklarının fonksiyonel bir göstergesidir. Örneğin, aortstenozu, aort kapakçığının daralması nedeniyle kalp atışı sırasında sesli bir “çökük” üfürüm oluşturur. Diğer yandan, mitral kapakçığının sızıntısı, mitral regürjitenin “şırıltılı” ve genellikle sol üst göğüs bölgesinde duyulabilir. Bu tür detaylı tanımlar, klinik muayene sırasında doğru bölgeye odaklanmayı ve sonrasında yapılacak ek testlerin yönünü belirlemeyi kolaylaştırır.
Kalp üfürümünün raporlanması, hastanın klinik durumuna ve risk faktörlerine göre değişir. Genellikle, üfürümün şiddeti, süresi ve yerinin belirlenmesi önem taşır. Örneğin, “yüksek sesli, uzun süreli” bir üfürüm, ciddi bir kapak hastalığına işaret edebilirken, “kısa süreli, hafif” bir üfürüm genellikle benimsiz olabilir. Bu nedenle, kalp üfürümünün tanımı, yalnızca bir ses tanımı değil, aynı zamanda klinik karar alma sürecinin temel taşlarından biridir.
Son olarak, kalp üfürümünün tanısı, sadece bir sesin duyulması değil, aynı zamanda hastanın klinik geçmişi, yaşam tarzı ve diğer risk faktörleriyle birlikte bütünsel bir değerlendirme gerektirir. Bu kapsamlı yaklaşım, kalp hastalıklarının erken teşhisi ve tedavisi için en uygun stratejilerin belirlenmesinde kritik rol oynar.
Kalp Üfürümünün Tanı Süreci
Rutin muayenede kalp üfürümünün tanısında ilk adım, hastanın ameliyata veya kardiyak hastalık geçmişine dair detaylı bir anamnese yapılmasıdır. Doktorlar, hastanın baş ağrısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve halsizlik gibi semptomlarını değerlendirir. Bu semptomlar, kalp üfürümünün patolojik olup olmadığını belirlemede önemli ipuçları sunar. Örneğin, bir çocukta “sıcak havalarda çalkalanan bir ses” duyulursa, bu genellikle benimsiz bir üfürüm olarak değerlendirilir. Yüksek ateş, anemi veya hızlı kalp atış hızı, bu tür seslerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bununla birlikte, kalp hızı, kan basıncı ve ekranda görülen herhangi bir anormallik, doktorun daha ileri testlere yönelmesini sağlar.
İkinci adım, steteskop ile yapılan auscultation’dır. Doktor, kalp atımının farklı evrelerinde (sistol ve diastol) sesleri dinleyerek üfürümün yerini, süresini ve şiddetini belirler. Üfürüm genellikle sol üst göğüs bölgesinde, aort kapağı için sol üst köprüde, mitral kapağı için ise sol alt köprüde duyulur. Seslerin tutsak olduğu süre, kalp atımının hangi evresinde ortaya çıktığı ve sesin karakteri (şırıltılı, çalkalanmış, kıkırdayan) üfürümün patolojik ya da benimsiz olup olmadığını değerlendirirken kritik öneme sahiptir.
Üçüncü adımda, ek tablo, tansiyon ölçümü ve gerektiğinde röntgen, ekokardiyografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır. Röntgen, kalp büyüklüğünü, akciğer damar yoğunluğunu ve kalp görüntüsündeki herhangi bir anormalliği tespit edebilir. Ekokardiyografi ise kalp kapakçıklarının anatomisini, akış hızlarını ve kalp kasının fonksiyonunu ayrıntılı bir şekilde gösterir. 2023 yılında yapılan sistematik bir inceleme, ekokardiyografinin kalp üfürümünü tanımlamada %92 doğruluk oranına sahip olduğunu ortaya koydu. Bu yöntem, özellikle patolojik üfürümün tanısı için vazgeçilmez bir araçtır.
Son adım, gerekirse kardiyovasküler laboratuvar testleri ve endokardit taraması yapılır. Kan testleri, hemoglobin, hemopoietik indeksler ve inflamasyon göstergelerini kontrol eder. Örneğin, yüksek C-reaktif protein (CRP) seviyesi, endokardit riskini artıran bir faktördür ve bu durumda ek ekokardiyografik inceleme ve kültür testleri eklenir. Rutin bir muayenenin sonunda, hastaya kalp üfürümünün patolojik olup olmadığına dair net bir rapor sunulur ve gerekirse tedaviye başlanır.
Detaylı Alt Başlıklar
1. Steteskop ile Auscultation Teknikleri
Steteskopla kalp üfürümünü dinlemek, klinik pratiğin temel taşlarından biridir. İlk olarak, hastanın rahat bir pozisyonda, sol göğüs bölgesine yerleştirilmiş steteskop ile kalp atımının her evresini dinlemek gerekir. Kalp atımının yüksek (sistol) ve düşük (diastol) evrelerinde farklı sesler duyulabilir. Örneğin, mitral regürjitenin en belirgin sesi, sol üst göğüste, systol sırasında duyulur ve “şırıltılı” bir karakter taşır.Etkili auscultation için steteskop kasparı (diaphragm) ve kulak kısmı (bell) doğru bölgelere yerleştirilmelidir. Bell kısmı, düşük frekanslı sesleri (örneğin, aort stenozu) yakalamada kullanılırken, diaphragm kısmı yüksek frekanslı sesleri (örneğin, mitral regürjiten) yakalamada tercih edilir.
Dijital teknolojinin gelişmesiyle, akustik sinyallerin kaydedildiği ve analiz edildiği cihazlar da kullanılıyor. 2022 yılında yayımlanan bir çalışmada, akustik kaydedicinin, geleneksel auscultation’a kıyasla üfürüm tanısında %15 daha yüksek duyarlılık sağladığı rapor edilmiştir.
2. Kalp Kapakçıklarının Anatomi ve Fonksiyonel Değerlendirme
Kalp kapakçıkları, sırasıyla mitral, triküspit, aort ve pulmoner kılavuzlar olarak adlandırılır. Her bir kapak, kalp pompasının düzgün çalışmasını sağlayan kaydırmaz bir sistem oluşturur. Kapakçıkların yapısal bozuklukları, üfürümün patolojik olup olmadığını belirleme açısından kritik öneme sahiptir.Aort stenozu, aort kapakçığının daralması sonucu kalbin sol ventrikülünden çıkan kan akışının zorlaşmasıyla karakterizedir. Bu durumda, kalp atım sırasında “yüksek sesli, çökük” bir üfürüm duyulur. Diğer yandan, mitral regürjiten, mitral kapakçığının sızıntı yapmasıyla sol ventrikülden sol atriyuma kan akışının kaçırılması sonucu “şırıltılı” bir ses yaratır.
Ekokardiyografi, kapakçıkların kalınlığını, kapak kapakçıklarının açılıp kapanma sürecini ve kan akış hızını ölçerek bu bozuklukları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyar. 2018 yılında yapılan bir meta-analiz, kapakçık bozukluklarının ekokardiyografi ile tanısının %95 doğruluk oranına sahip olduğunu gösterir.
3. Ekokardiyografi ve Görüntüleme Yöntemleri
Ekokardiyografi, kalp yapısının ve fonksiyonunun 2D ve 3D görüntülerini sunar. Sınırlı ekokardiyografi (transthorakal) ve invasif ekokardiyografi (transözofageal) seçenekleri, kalp kapakçıkları ve ventriküllerin detaylı görüntülenmesini sağlar.Transözofageal ekokardiyografi, özellikle sol atriyum ve aort kapakçıkları için daha yüksek çözünürlük sunar. 2020 yılında yapılan bir çalışma, transthorakal ekokardiyografinin aort stenozu tanısında %88, transözofageal ekokardiyografinin ise %97 doğruluk sağladığını ortaya koymuştur.
Diğer görüntüleme yöntemleri arasında manyetik rezonans görüntüleme (MRI) ve bilgisayarlı tomografi (BT) bulunur. MRI, kalp kasının dokusunu ve kan akışını detaylı şekilde gösterir, bu da özellikle endokardit tanısında kullanışlıdır.
4. Kalp Üfürümünün Sınıflandırılması ve Klinik Önemi
Kalp üfürümleri, patolojik, benimsiz ve hem patolojik hem de benimsiz üç ana kategoriye ayrılır. Patolojik üfürüm, kalp kapakçıklarının yapısal bozukluğundan kaynaklanır ve genellikle tedavi gerektirir. Benimsiz üfürüm ise kalp yapısının normal olduğu, ancak kalp atış hızı, anemi veya yüksek tansiyon gibi faktörlerden dolayı ortaya çıkan geçici bir sesdir.Klinik önemi, üfürümün şiddeti, süresi ve yerinin değerlendirilmesine bağlıdır. Örneğin, uzun süreli, yüksek şiddetli bir üfürüm, kalp kapakçığının ciddi bir stenozu veya regürjiteni gösterebilir. Bu durumda, cerrahi müdahale veya kapakçık onarımı gerekebilir. Benimsiz üfürüm ise genellikle tedavi gerektirmez, ancak düzenli takip ile izlenir.
2021 yılında yayımlanan bir araştırma, benimsiz üfürümlerin %90'ının hastaların yaşam kalitesini etkilemediğini, ancak patolojik üfürümlerin %70'inin ciddi kardiyovasküler komplikasyon riski taşıdığını rapor etmiştir.
5. Tedavi Seçenekleri ve İzlem
Kalp üfürümünün tedavisi, altta yatan nedene bağlı olarak değişir. Patolojik üfürüm, kalp kapakçıklarının düzeltme, cerrahi kapak onarımı veya kapak protezlemesi gibi müdahalelerle yönetilir. Örneğin, aort stenozu tedavisinde aort kapakçığının cerrahi olarak değiştirilmesi yaygın bir uygulamadır.Benimsiz üfürümde ise tedavi genellikle hedefe yönelik değildir; anemi, hipertansiyon veya yüksek kalp hızı gibi kaynaklı durumlar tedavi edilerek üfürümün ortadan kalkması sağlanır.
İzlem sürecinde ekokardiyografi, klinik muayene ve hastanın semptom takibi önem taşır. 2022 yılında yapılan longitudinal bir çalışmada, patolojik üfürümle tanı konulan hastaların %60'ının düzenli izlemle 5 yıl içinde önemli bir fonksiyonel iyileşme gösterdiği bulunmuştur.
Uzman Önerileri ve İpuçları
- Steteskopla dinleme sırasında, hastayı rahatlatmak için derin nefes alıp veriş yapmasını isteyin; bu, kalp atımını düzenler ve sesleri netleştirir.- Hem bell hem de diaphragm kısmını kullanarak farklı frekanslardaki sesleri yakalayın; bu, farklı kapakçık bozukluklarını ayırt etmeye yardımcı olur.
- Üfürümün süresini ve yerini tam olarak not edin; bu bilgiler ekokardiyografi raporlarında referans noktası sağlar.
- Görüntüleme öncesinde, hastanın kan basıncı ve kalp hızını ölçün; yüksek tansiyon ve hızlı kalp hızı, üfürümün şiddetini artırabilir.
- Benimsiz üfürüm şüphesi varsa, anemi, yüksek kalp hızı veya hipertansiyon gibi faktörleri kontrol edin ve gerekirse tedaviye başlayın.
- Patolojik üfürüm durumunda, ekokardiyografi ile kesin tanı koyun ve cerrahi müdahale seçeneklerini değerlendirin.
- Hastanın geçmişteki kardiyak cerrahi veya kapakçık hastalıkları varsa, bu bilgileri mutlaka not edin; geçmiş cerrahi, yeni üfürümün yorumlanmasında kritik rol oynar.
- Ekokardiyogram sırasında, kan akış hızını (Vmax) ölçün; bu, kapakçık stenozunun şiddetini belirlemeye yardımcı olur.
- Sonuç raporlarınızı, hem klinik bulguları hem de görüntüleme verilerini içerecek şekilde ayrıntılı hazırlayın; bu, hastanın ilerleyen tedavi planında yönlendirici olur.
- Düzenli takip planı oluşturun; özellikle patolojik üfürümle tanı konulan hastalarda, 6 ayda bir ekokardiyografi izleme önerilir.