FjordAllegro
Kayıtlı Kullanıcı
Yol kenarında kanlar içinde yatan bir kedi, araçların arasında sendeleyerek yürümeye çalışan bir köpek ya da çaresizce böğüren bir inek... Trafik kazası geçiren bir hayvanla karşılaştığınızda içinizden gelen ilk dürtü, hemen yardım etmek ve onu kucaklayıp veterinere yetiştirmek olur. Ancak panik ve bilinçsiz müdahale, çoğu zaman iyi niyetinizi gölgeleyerek hayvanın durumunu daha da kötüleştirebilir. Anlık bir refleksle yaptığınız yanlış bir hareket, omurilik kırığı olan bir canlının felç kalmasına ya da iç kanaması olan bir hayvanın kan kaybından ölmesine neden olabilir. Bu nedenle, yolda yaralı bir hayvan gördüğünüzde yapmanız gerekenler, sadece bir yardım çağrısından ibaret değildir; bu, bir canlının yaşamı ile ölümü arasındaki o ince çizgiyi belirleyen kritik bir bilgi ve beceri setidir.
Her gün binlerce hayvan, trafik kazalarında yaşamını yitiriyor ya da ağır yaralanıyor. Bu sadece bir hayvan hakları meselesi değil, aynı zamanda trafik güvenliği ve toplumsal vicdan meselesidir. Kazazedeye doğru yaklaşım, onun acısını hafifletmekten çok daha fazlasını ifade eder; ikincil yaralanmaları önler, şokun etkilerini azaltır ve profesyonel yardım gelene kadar hayatta kalma şansını katlanarak artırır. Bu makalede, bir trafik kazasına karışmış hayvana nasıl güvenli ve etkili bir şekilde yardım ed
edebileceğinizi adım adım anlatacağız. Şimdi, olay yerinde ilk andan itibaren bilinçli bir şekilde hareket etmenizi sağlayacak temel bilgilerle başlayalım.
Örneğin, bir kediye kazadan hemen sonra koşup onu kucağınıza almak yerine, önce kendi güvenliğinizi sağlamazsanız, siz de bir sonraki aracın hedefi olabilirsiniz. Ya da hayvan korku ve acı içinde sizi ısırabilir veya kaçmaya çalışırken kanaması artabilir. Bu nedenle, yapılacak her şeyin bir sırası ve kuralı vardır. Günümüzde birçok hayvan kurtarma derneği ve belediye ekipleri, trafik kazasına uğramış hayvanlar için özel protokoller geliştirmiştir. Sokak hayvanlarının yoğun olduğu ülkelerde bu tür vakalar neredeyse günlük rutin haline gelmiş olup, hızlı ve doğru müdahale hayatta kalma oranlarını %70'e kadar artırabilmektedir.
Hayvana yaklaşırken daima yavaş ve alçak bir ses tonu kullanın. Ani hareketlerden kaçının. Hayvanın göz temasından kaçınarak yanından geçin ve ona doğrudan üstten eğilmek yerine çömelerek seviyesine inmeye çalışın. Kazazedenin ne tür bir hayvan olduğu önemlidir; bir köpek genellikle yardım çağrısına yanıt verirken, yaralı bir kedi saldırganlaşabilir veya tamamen donup kalabilir. Bu aşamada, hayvanın bilincini kontrol etmek için adını söylemeyi deneyebilir veya hafifçe bir cisimle (elinizle değil, bir sopa veya battaniye ile) dokunarak tepkisini gözlemleyebilirsiniz. Tepki yoksa veya aşırı agresifse, doğrudan fiziksel temastan kaçınarak profesyonel yardım çağırmalısınız.
Kanama kontrolü, taşıma öncesinde yapılması gereken bir diğer kritik müdahaledir. Açık bir yara varsa, temiz bir bez veya gazlı bezle doğrudan baskı uygulayın. Asla turnike (kan akışını tamamen kesen sıkı bağ) uygulamayın, çünkü bu doku ölümüne yol açabilir. Sadece şiddetli, fışkırır tarzda bir atardamar kanaması varsa ve profesyonel yardım çok uzakta ise turnike son çare olarak düşünülmeli ve her 15 dakikada bir gevşetilmelidir. Kırık şüphesi durumunda, bölgeyi asla düzeltmeye veya yerine oturtmaya çalışmayın; sadece olduğu gibi sabitleyin. Örneğin, bir bacağın altına yumuşak bir havlu koyarak atel yapabilirsiniz. Ayrıca, hayvanı asla sırtüstü yatırmayın, yan yatış (sol yan tercih edilir) pozisyonu solunum yollarının açık kalmasını sağlar ve olası kusmalarda aspirasyonu (sıvının akciğere kaçması) önler.
Hipotermi, özellikle yağmurlu, soğuk veya rüzgarlı havalarda çok hızlı gelişir. Kan kaybı olan bir hayvanın vücut ısısını düzenleme yeteneği de zayıflar. Bu nedenle, hayvanı aracınızın içine almak (klimayı kapatarak) veya rüzgardan korunaklı bir alana taşımak önemlidir. Su vermeye kalkışmayın; çünkü şoktaki hayvanların yutma refleksi bozulabilir ve su soluk borusuna kaçarak boğulmaya neden olabilir. Aynı şekilde, ağızdan herhangi bir ilaç veya yiyecek vermek de son derece tehlikelidir. Veteriner müdahalesi yapılana kadar hayvanın ağzını kapatmayın ve başını hafifçe yana eğik tutarak nefes almasını kolaylaştırın.
Eğer hayvanı kendi aracınızla veterinere götürmeye karar verirseniz, önceden hangi veteriner kliniğinin acil vakaları kabul ettiğini telefonla teyit edin. Kliniğe giderken, hayvanın durumunun kötüleşmemesi için ani fren ve keskin dönüşlerden kaçının. Kliniğe vardığınızda, olayın detaylarını (nasıl bir kaza olduğu, hayvanın o anki tepkileri, ne kadar süre geçtiği) veteriner hekime kısaca ama eksiksiz aktarmalısınız. Bu bilgiler, veterinerin doğru teşhis koymasına ve acil müdahale planını belirlemesine yardımcı olacaktır. Unutmayın, bir hayvanı kliniğe bırakıp gitmek sorumluluğunuzu bitirmez; eğer sahiplenmeyecekseniz, hayvanın tedavisi ve sonraki süreci hakkında bilgi almak için bir iletişim numarası bırakmalı veya derneklerle bağlantı kurmalısınız.
Evde bakım sürecinde, veterinerin verdiği ilaçları düzenli kullanmak, pansumanları aksatmamak ve kısıtlı hareket alanı sağlamak (özellikle kırık veya ameliyat sonrası) iyileşmeyi hızlandırır. Ayrıca, hayvanın tuvalet ihtiyacını karşılaması için ona yardımcı olmak gerekebilir; örneğin, arka bacakları tutmayan bir köpek için özel bir askı aparatı kullanılabilir. Bu süreçte en önemli şey sabırdır. Kazadan kurtulan bir hayvanın gözlerindeki
yeniden güvenin yeşerdiğini görmek, bu süreçteki en büyük ödüldür. Fiziksel yaralar iyileşse bile ruhsal yaraların sarılması zaman alır; bu nedenle, kazazedeye sadece bir kurtarıcı değil, aynı zamanda sabırlı bir dost olmanız gerekir.
1. Önce kendinizi koruyun: Yardım etmek için koşmadan önce trafik akışını durdurun veya yönlendirin. Dörtlü flaşör ve reflektör kullanmadan asla araçtan inmeyin. İkinci bir kazaya kurban gitmek, yardım etme amacınızı tamamen ortadan kaldırır.
2. Hayvanı asla kafasından tutup kaldırmayın: Omurilik yaralanması en sık yapılan hatadır. Hayvanı kucaklamak yerine, düz bir zemine (battaniye, kontrplak) kaydırarak taşıyın. Bu, özellikle kediler için kritiktir çünkü omurgaları çok hassastır.
3. Ağız ve burun temizliğini kontrol edin: Kan veya kusmuk solunum yolunu tıkayabilir. Hayvanın başını hafifçe yana eğerek ağzını açın ve parmağınızla (eldiven giyerek) tıkanıklığı temizleyin. Boğulma riski, kan kaybından daha hızlı ölüme yol açar.
4. Sakinleştirici ses tonu ve beden dili kullanın: Göz teması kurmayın, üzerine eğilmeyin. Alçak, monoton bir sesle “iyi, sakin, güzel” gibi kelimeler tekrarlayın. Agresif bir hayvana asla bağırmayın; bu onu daha da korkutur.
5. Eldiven kullanın: Sadece kendinizi enfeksiyondan korumak için değil, aynı zamanda kokunuzun hayvana yabancı gelmemesi için de önemlidir. Kanla temas, hastalık bulaşma riskini artırır.
6. Aracınızın içini hazırlayın: Hayvanı taşıyacaksanız, bagaj veya arka koltukta sabit bir alan yaratın. Karton kutu, taşıma kabı veya büyük bir çanta kullanın. Asla ön koltukta, kucağınızda taşımayın; ani frenlerde hayvan fırlayabilir.
7. Su veya mama vermeyin: Birçok kişi, şoktaki hayvanın susuz olduğunu düşünerek su vermeye çalışır. Bu, aspirasyon pnömonisine (akciğer iltihabı) neden olabilir. Veteriner müdahalesine kadar ağızdan hiçbir şey vermeyin.
8. Veteriner kliniğine önceden haber verin: Gittiğiniz kliniğin acil vakalara açık olduğundan emin olun. Arayarak “getiriyorum” demek, ekibin hazırlıklı olmasını sağlar. Ayrıca, hayvanın sigorta veya kimlik bilgileri varsa (küpe, tasma) not alın.
9. Yaban hayvanlarına dokunmayın: Yaralı bir tilki, baykuş veya yarasa ile karşılaşırsanız, asla çıplak elle dokunmayın. Hem sizin için kuduz ve diğer zoonoz hastalıklar riski vardır, hem de hayvanın strese girme olasılığı yüksektir. Doğrudan 112 veya Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerini arayın.
10. Yasal sorumluluğunuzu unutmayın: Türkiye’de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği, bir hayvana çarpıp yardım etmeden kaçmak suçtur. Aynı şekilde, yaralı bir hayvana kasıtlı olarak zarar vermek de cezai yaptırıma tabidir. Yardım ederken dahi olsa, hayvana gereksiz acı çektirirseniz yasal sorun yaşayabilirsiniz; bu nedenle nazik ve bilinçli olun.
Her gün binlerce hayvan, trafik kazalarında yaşamını yitiriyor ya da ağır yaralanıyor. Bu sadece bir hayvan hakları meselesi değil, aynı zamanda trafik güvenliği ve toplumsal vicdan meselesidir. Kazazedeye doğru yaklaşım, onun acısını hafifletmekten çok daha fazlasını ifade eder; ikincil yaralanmaları önler, şokun etkilerini azaltır ve profesyonel yardım gelene kadar hayatta kalma şansını katlanarak artırır. Bu makalede, bir trafik kazasına karışmış hayvana nasıl güvenli ve etkili bir şekilde yardım ed
edebileceğinizi adım adım anlatacağız. Şimdi, olay yerinde ilk andan itibaren bilinçli bir şekilde hareket etmenizi sağlayacak temel bilgilerle başlayalım.
Temel Kavramlar ve Tanım
Trafik kazası geçiren hayvana yardım, bir kara yolunda motorlu bir araçla çarpışma sonucu yaralanmış veya travma geçirmiş her türlü canlıya (kedi, köpek, kuş, sürüngen, çiftlik hayvanı veya yaban hayvanı) güvenli ve etkili bir ilk müdahale sürecidir. Bu süreç, olay yerinin güvenliğini sağlamaktan, hayvanı sakinleştirmeye, temel yaşam desteği uygulamaktan, en yakın veterinere veya hayvan kurtarma merkezine ulaştırmaya kadar bir dizi kritik adımı kapsar. Bu konunun önemi, sadece bir cana duyulan vicdani sorumlulukla sınırlı değildir; aynı zamanda yanlış müdahale nedeniyle ek yaralanmaların önüne geçilmesi, trafik akışının güvenli bir şekilde yönetilmesi ve olası hukuki sorumlulukların bilinmesi açısından da hayati bir bilgi birikimidir.Örneğin, bir kediye kazadan hemen sonra koşup onu kucağınıza almak yerine, önce kendi güvenliğinizi sağlamazsanız, siz de bir sonraki aracın hedefi olabilirsiniz. Ya da hayvan korku ve acı içinde sizi ısırabilir veya kaçmaya çalışırken kanaması artabilir. Bu nedenle, yapılacak her şeyin bir sırası ve kuralı vardır. Günümüzde birçok hayvan kurtarma derneği ve belediye ekipleri, trafik kazasına uğramış hayvanlar için özel protokoller geliştirmiştir. Sokak hayvanlarının yoğun olduğu ülkelerde bu tür vakalar neredeyse günlük rutin haline gelmiş olup, hızlı ve doğru müdahale hayatta kalma oranlarını %70'e kadar artırabilmektedir.
Kaza Anında İlk Yapılması Gerekenler: Güvenlik ve Sakinlik
Bir trafik kazası sonrası yapacağınız ilk üç şey, kelimenin tam anlamıyla hayat kurtarır. İlki, kendi güvenliğiniz. Dörtlü flaşörlerinizi yakın, aracınızı güvenli bir yere çekin (mümkünse hayvanın görüş alanını kapatmayacak şekilde) ve reflektörlü yelek gibi görünür bir şey giyin. İkincisi, olay yerindeki diğer sürücüleri uyarmak. Trafik üçgeninizi kazanın en az 50-100 metre gerisine koyun, böylece gelen araçlar hızlarını azaltır. Üçüncüsü ise, panik yapmamak. Sizin sakinliğiniz, yaralı hayvanın korku ve stres seviyesini düşürür. Unutmayın ki hayvanlar, insanların duygusal durumunu çok iyi okur; eğer siz telaşlı ve gerginseniz, hayvan daha agresif veya daha korkak hale gelir.Hayvana yaklaşırken daima yavaş ve alçak bir ses tonu kullanın. Ani hareketlerden kaçının. Hayvanın göz temasından kaçınarak yanından geçin ve ona doğrudan üstten eğilmek yerine çömelerek seviyesine inmeye çalışın. Kazazedenin ne tür bir hayvan olduğu önemlidir; bir köpek genellikle yardım çağrısına yanıt verirken, yaralı bir kedi saldırganlaşabilir veya tamamen donup kalabilir. Bu aşamada, hayvanın bilincini kontrol etmek için adını söylemeyi deneyebilir veya hafifçe bir cisimle (elinizle değil, bir sopa veya battaniye ile) dokunarak tepkisini gözlemleyebilirsiniz. Tepki yoksa veya aşırı agresifse, doğrudan fiziksel temastan kaçınarak profesyonel yardım çağırmalısınız.
Yaralı Hayvanı Güvenli Bir Şekilde Taşıma ve Sargılama
Hayvanı taşımak, belki de en riskli adımlardan biridir. Yanlış taşıma, özellikle omurilik ve boyun yaralanmalarında kalıcı felce veya iç organ hasarının büyümesine neden olabilir. Bu nedenle, mümkün olan en az hareketle taşıma prensibi uygulanmalıdır. İdeal olan, hayvanı bir battaniye, havlu veya kalın bir kumaş parçası üzerine nazikçe kaydırarak almak ve bu kumaşın dört ucundan tutarak bir sedye gibi taşımaktır. Eğer bu mümkün değilse, hayvanı bir karton kutuya veya taşıma kabına dikkatlice yerleştirmek sonraki en iyi seçenektir. Taşıma kabı yoksa, bir battaniyeyi yuvarlayarak bir tür “yaka” oluşturup hayvanın başını sabitleyebilirsiniz.Kanama kontrolü, taşıma öncesinde yapılması gereken bir diğer kritik müdahaledir. Açık bir yara varsa, temiz bir bez veya gazlı bezle doğrudan baskı uygulayın. Asla turnike (kan akışını tamamen kesen sıkı bağ) uygulamayın, çünkü bu doku ölümüne yol açabilir. Sadece şiddetli, fışkırır tarzda bir atardamar kanaması varsa ve profesyonel yardım çok uzakta ise turnike son çare olarak düşünülmeli ve her 15 dakikada bir gevşetilmelidir. Kırık şüphesi durumunda, bölgeyi asla düzeltmeye veya yerine oturtmaya çalışmayın; sadece olduğu gibi sabitleyin. Örneğin, bir bacağın altına yumuşak bir havlu koyarak atel yapabilirsiniz. Ayrıca, hayvanı asla sırtüstü yatırmayın, yan yatış (sol yan tercih edilir) pozisyonu solunum yollarının açık kalmasını sağlar ve olası kusmalarda aspirasyonu (sıvının akciğere kaçması) önler.
Şok ve Hipotermi ile Mücadele: Hayvanın Vücut Isısını Korumak
Trafik kazası geçiren hayvanların büyük bir kısmı, ölümle sonuçlanan vakalarda doğrudan darbe nedeniyle değil, şok ve hipotermi (vücut ısısının düşmesi) nedeniyle hayatını kaybeder. Şok, kan basıncının düşmesi ve organlara yeterli oksijen gitmemesi durumudur. Belirtileri arasında solgun veya gri diş etleri, hızlı ve zayıf nabız, soğuk ekstremiteler (ayaklar, kulaklar) ve bilinç bulanıklığı sayılabilir. Bu durumda yapılması gereken en önemli şey, hayvanı sakin ve sessiz bir ortamda tutmak, üzerini bir battaniye veya alüminyum folyo (acil durum battaniyesi) ile örterek vücut ısısını korumaktır. Ancak, doğrudan bir ısı kaynağı (sıcak su torbası gibi) kullanıyorsanız, mutlaka ince bir bezle sarın; çünkü yaralı hayvanın derisi yanıklara karşı daha hassastır.Hipotermi, özellikle yağmurlu, soğuk veya rüzgarlı havalarda çok hızlı gelişir. Kan kaybı olan bir hayvanın vücut ısısını düzenleme yeteneği de zayıflar. Bu nedenle, hayvanı aracınızın içine almak (klimayı kapatarak) veya rüzgardan korunaklı bir alana taşımak önemlidir. Su vermeye kalkışmayın; çünkü şoktaki hayvanların yutma refleksi bozulabilir ve su soluk borusuna kaçarak boğulmaya neden olabilir. Aynı şekilde, ağızdan herhangi bir ilaç veya yiyecek vermek de son derece tehlikelidir. Veteriner müdahalesi yapılana kadar hayvanın ağzını kapatmayın ve başını hafifçe yana eğik tutarak nefes almasını kolaylaştırın.
Veteriner ve Profesyonel Yardım Çağırma: Kime ve Nasıl Ulaşılır?
Yaralı hayvanı güvence altına aldıktan sonraki en önemli adım, profesyonel tıbbi yardım çağırmaktır. Bu noktada kafa karışıklığı yaşanabilir. İlk olarak, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayabilirsiniz; bu numara artık hayvan kurtarma çağrılarını da yönlendirmektedir. Operatöre bulunduğunuz yeri, hayvanın türünü, yaralanma durumunu ve hayvanın hareket edip edemediğini net bir şekilde anlatın. Büyükşehir belediyelerinin çoğunun hayvan kurtarma ekipleri (genellikle 153 numaralı beyaz masa veya zabıta hattı üzerinden ulaşılabilir) ve gece vardiyalı veteriner klinikleri bulunmaktadır. Ayrıca, bulunduğunuz bölgede faaliyet gösteren hayvan hakları dernekleri veya gönüllü hayvan ambulans hizmetleri de size yardımcı olabilir.Eğer hayvanı kendi aracınızla veterinere götürmeye karar verirseniz, önceden hangi veteriner kliniğinin acil vakaları kabul ettiğini telefonla teyit edin. Kliniğe giderken, hayvanın durumunun kötüleşmemesi için ani fren ve keskin dönüşlerden kaçının. Kliniğe vardığınızda, olayın detaylarını (nasıl bir kaza olduğu, hayvanın o anki tepkileri, ne kadar süre geçtiği) veteriner hekime kısaca ama eksiksiz aktarmalısınız. Bu bilgiler, veterinerin doğru teşhis koymasına ve acil müdahale planını belirlemesine yardımcı olacaktır. Unutmayın, bir hayvanı kliniğe bırakıp gitmek sorumluluğunuzu bitirmez; eğer sahiplenmeyecekseniz, hayvanın tedavisi ve sonraki süreci hakkında bilgi almak için bir iletişim numarası bırakmalı veya derneklerle bağlantı kurmalısınız.
Psikolojik Travma ve Uzun Süreli İyileşme
Trafik kazası sadece fiziksel yaralanmalara değil, aynı zamanda ciddi psikolojik travmalara da yol açar. Hayvan, kazadan sonra haftalar veya aylar boyunca araba seslerinden korkma, insanlara karşı güvensizlik, ani hareketlere aşırı tepki verme gibi davranış bozuklukları sergileyebilir. Bu tür bir travma sonrası iyileşme süreci, veteriner tedavisi kadar önemlidir. Hayvanın güvende hissetmesi için sessiz, rutin bir ortam sağlamak gerekir. Ona zorla sevgi göstermeye çalışmak yerine, kendi hızında yaklaşmasına izin vermek, ödül mamalarıyla pozitif pekiştirme yapmak ve gerektiğinde bir hayvan davranış uzmanından destek almak faydalı olacaktır.Evde bakım sürecinde, veterinerin verdiği ilaçları düzenli kullanmak, pansumanları aksatmamak ve kısıtlı hareket alanı sağlamak (özellikle kırık veya ameliyat sonrası) iyileşmeyi hızlandırır. Ayrıca, hayvanın tuvalet ihtiyacını karşılaması için ona yardımcı olmak gerekebilir; örneğin, arka bacakları tutmayan bir köpek için özel bir askı aparatı kullanılabilir. Bu süreçte en önemli şey sabırdır. Kazadan kurtulan bir hayvanın gözlerindeki
yeniden güvenin yeşerdiğini görmek, bu süreçteki en büyük ödüldür. Fiziksel yaralar iyileşse bile ruhsal yaraların sarılması zaman alır; bu nedenle, kazazedeye sadece bir kurtarıcı değil, aynı zamanda sabırlı bir dost olmanız gerekir.
Uzman Önerileri ve İpuçları
Veteriner hekimler, hayvan kurtarma gönüllüleri ve deneyimli saha ekiplerinin yıllar içinde edindiği bilgiler, bir trafik kazası anında hayat kurtarıcı olabilir. İşte bu bilgilerden derlenen en önemli 10 pratik öneri:1. Önce kendinizi koruyun: Yardım etmek için koşmadan önce trafik akışını durdurun veya yönlendirin. Dörtlü flaşör ve reflektör kullanmadan asla araçtan inmeyin. İkinci bir kazaya kurban gitmek, yardım etme amacınızı tamamen ortadan kaldırır.
2. Hayvanı asla kafasından tutup kaldırmayın: Omurilik yaralanması en sık yapılan hatadır. Hayvanı kucaklamak yerine, düz bir zemine (battaniye, kontrplak) kaydırarak taşıyın. Bu, özellikle kediler için kritiktir çünkü omurgaları çok hassastır.
3. Ağız ve burun temizliğini kontrol edin: Kan veya kusmuk solunum yolunu tıkayabilir. Hayvanın başını hafifçe yana eğerek ağzını açın ve parmağınızla (eldiven giyerek) tıkanıklığı temizleyin. Boğulma riski, kan kaybından daha hızlı ölüme yol açar.
4. Sakinleştirici ses tonu ve beden dili kullanın: Göz teması kurmayın, üzerine eğilmeyin. Alçak, monoton bir sesle “iyi, sakin, güzel” gibi kelimeler tekrarlayın. Agresif bir hayvana asla bağırmayın; bu onu daha da korkutur.
5. Eldiven kullanın: Sadece kendinizi enfeksiyondan korumak için değil, aynı zamanda kokunuzun hayvana yabancı gelmemesi için de önemlidir. Kanla temas, hastalık bulaşma riskini artırır.
6. Aracınızın içini hazırlayın: Hayvanı taşıyacaksanız, bagaj veya arka koltukta sabit bir alan yaratın. Karton kutu, taşıma kabı veya büyük bir çanta kullanın. Asla ön koltukta, kucağınızda taşımayın; ani frenlerde hayvan fırlayabilir.
7. Su veya mama vermeyin: Birçok kişi, şoktaki hayvanın susuz olduğunu düşünerek su vermeye çalışır. Bu, aspirasyon pnömonisine (akciğer iltihabı) neden olabilir. Veteriner müdahalesine kadar ağızdan hiçbir şey vermeyin.
8. Veteriner kliniğine önceden haber verin: Gittiğiniz kliniğin acil vakalara açık olduğundan emin olun. Arayarak “getiriyorum” demek, ekibin hazırlıklı olmasını sağlar. Ayrıca, hayvanın sigorta veya kimlik bilgileri varsa (küpe, tasma) not alın.
9. Yaban hayvanlarına dokunmayın: Yaralı bir tilki, baykuş veya yarasa ile karşılaşırsanız, asla çıplak elle dokunmayın. Hem sizin için kuduz ve diğer zoonoz hastalıklar riski vardır, hem de hayvanın strese girme olasılığı yüksektir. Doğrudan 112 veya Doğa Koruma ve Milli Parklar ekiplerini arayın.
10. Yasal sorumluluğunuzu unutmayın: Türkiye’de 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu gereği, bir hayvana çarpıp yardım etmeden kaçmak suçtur. Aynı şekilde, yaralı bir hayvana kasıtlı olarak zarar vermek de cezai yaptırıma tabidir. Yardım ederken dahi olsa, hayvana gereksiz acı çektirirseniz yasal sorun yaşayabilirsiniz; bu nedenle nazik ve bilinçli olun.