Annesiz Yavru Kedi Nasıl Büyütülür?

Annesiz Yavru Kedi Nasıl Büyütülür?

FjordAllegro

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 16
Çözümler 0
Katılım
27 Tem 2026
Mesajlar
266
Tepkime puanı
0
FjordAllegro
Bir sabah uyandığınızda, bahçenizde gözleri daha yeni açılmış, çaresizce ağlayan minik bir kedi yavrusu bulursunuz. Ya da belki bir karton kutunun içinde, bir köşeye bırakılmış, henüz birkaç günlük olduğu belli olan bir can. İşte o an, içinizde bir yerlerde bir şey sızlar ve bu minik canlıyı sahiplenmek istersiniz. Bu duygu, sorumluluğun sadece başlangıcıdır. Annesiz bir yavru kedi bulmak, bir yandan kalbinizi ısıtacak kadar dokunaklı, diğer yandan ise bir o kadar zorlu ve uzun bir yolculuğun kapısını aralar. Çünkü bu yavru, sadece sevgiye değil, hayatta kalması için doğru sıcaklığa, özel bir beslenme düzenine, hijyenik bir ortama ve belki de tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyar. Bu yolculuk, bir kedinin yaşamındaki en kritik dönemi kapsar ve atacağınız her yanlış adım, geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilir.

Bu makale, işte tam da bu noktada size rehberlik etmek için hazırlandı. Hiçbir deneyiminiz olmasa bile, bir yavru kedinin hayatta kalma şansını en üst düzeye çıkarmak için bilmeniz gereken her şeyi, en ince ayrıntısına kadar ele alacağız. Veteriner hekimlerin önerilerinden, deneyimli kedi bakıcılarının pratik ipuçlarına; sık yapılan hatalardan, doğru bilinen yanlışlara kadar kapsamlı bir kaynak oluşturmayı hedefliyoruz. Sadece bir kedi büyütmekten bahsetmiyoruz; bir canın, dört patisiyle dünyaya tutunmasına yardım etmekten bahsediyoruz. İşte bu yolculuk, sabır, bilgi ve en önemlisi sevgi gerektirir. Unutmayın, bu yavru sizi henüz tanımaz ama siz onun tüm dünyası olacaksınız.

Bu kadar hassas bir konuda, en doğru bilgiyi vermekten daha önemli bir şey yoktur. Bir yavru kedinin yaşamındaki ilk 8 hafta, fiziksel ve duygusal gelişimi için en kritik dönemdir. Bu dönemde alacağınız doğru kararlar, onun sağlıklı, dengeli ve güven dolu bir yetişkin kediye dönüşmesini sağlar. Annesini kaybetmiş bir yavrunun en büyük dezavantajı, hem beslenme hem de bağışıklık sistemi açısından anne sütünden mahrum kalmasıdır. Ancak modern veterinerlik bilimi ve biraz da özveriyle, bu dezavantajı büyük ölçüde ortadan kaldırabilirsiniz. Şimdi, adım adım bu zorlu ama bir o kadar da keyifli yolculuğa başlayalım.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Annesiz yavru kedi büyütmek, kelimenin tam anlamıyla bir "üstlenme" sürecidir. Bu, biyolojik annenin tüm sorumluluklarını (beslenme, temizlik, sıcaklık sağlama, bağışıklık transferi ve sos
sosyalleşme, tuvalet eğitimi gibi) insan bakıcının üstlenmesi anlamına gelir. Bu süreç, yalnızca bir biberonla süt vermekten çok daha fazlasını içerir. Örneğin, yeni doğmuş bir yavru kedi kendi başına idrarını yapamaz veya dışkılayamaz; annesi diliyle uyararak bu refleksi tetikler. Siz de bu işlemi, nemli bir pamuk veya yumuşak bir bezle yapmak zorundasınız. Bunu yapmazsanız, yavrunun mesanesi veya bağırsakları patlayabilir. Bu kadar ciddi bir konudan bahsediyoruz. İşte bu nedenle, konuyu sadece "beslemek" olarak görmek, en büyük yanılgılardan biridir.

Bu kavramın tarihsel gelişimine baktığımızda, geçmişte annesiz yavru kedilerin hayatta kalma şansının oldukça düşük olduğunu görürüz. Yıllar önce, insanlar yavruya inek sütü verir, onu bir kutuya koyar ve şansına bırakırdı. Günümüzde ise veteriner hekimlik, kedi sütüne en yakın formüle sahip özel mamalar (Kitten Milk Replacer - KMR) geliştirmiştir. Ayrıca, yavrunun vücut ısısını sabit tutmak için özel ısıtıcı pedler, kuluçka makineleri ve hatta evde kullanılabilecek güvenli alternatifler mevcuttur. Güncel durumda, bir yavru kediyi sağlıklı bir şekilde büyütmek, doğru ekipman ve bilgi ile neredeyse %100 mümkün hale gelmiştir. Ancak bu, her an tetikte olmayı ve gece-gündüz demeden bakım yapmayı gerektirir.

Yeni Doğan Yavrunun İlk Yardım ve Acil Durum Kontrolü​


Bir yavru kedi bulduğunuzda ilk yapmanız gereken şey, onun acil bir sağlık durumu olup olmadığını kontrol etmektir. Yavruyu hemen kucağınıza alıp sıcak bir ortama taşıyın. Hipotermi (vücut sıcaklığının düşmesi), yavru kedilerde en sık görülen ölüm nedenidir. Eğer yavru soğuk, hareketsiz ve ağır ağır nefes alıyorsa, öncelikle onu ısıtmanız gerekir. Bunun için ideal yöntem, bir havluya sarılı, düşük ısıya ayarlanmış bir sıcak su torbası veya elektrikli ısıtma pedi kullanmaktır. Ancak asla yavruyu doğrudan ısı kaynağına koymayın; aradan birkaç kat havlu geçirerek yanıkları önleyin. Yavrunun vücut sıcaklığı normal seviyeye (yaklaşık 37-38°C) gelene kadar onu beslemeye çalışmayın. Soğuk bir yavrunun sindirim sistemi çalışmaz ve mama vermek aspirasyona (sütün akciğere kaçması) neden olarak ölümcül olabilir. Bu nedenle, ısı, ilk yardımın tartışmasız birinci adımıdır.

Isındıktan sonra yavruyu dikkatlice gözlemleyin. Göbek bağı hala duruyor mu? Gözleri ve kulakları açık mı? Vücudunda herhangi bir yara, böcek ısırığı veya anormal bir şişlik var mı? Solunumu düzenli mi? Bu gözlemler, yavrunun yaklaşık yaşını ve genel sağlık durumunu anlamanızı sağlar. Örneğin, göbek bağı kurumuş ve düşmüşse yavru genellikle 3-5 günlükten büyüktür. Gözler 7-14 gün arasında açılmaya başlar. Kulaklar ise 2-3 hafta civarında dikleşir. Bu bilgiler, size doğru beslenme ve bakım programını oluşturma konusunda kritik ipuçları verir. Eğer yavrunun burnundan veya ağzından köpük geliyorsa, bilinç kaybı varsa veya aşırı kanama görüyorsanız, hiç vakit kaybetmeden bir acil veteriner kliniğine gitmelisiniz.

Yavru Kedi Beslenmesi: Biberon Teknikleri ve Mamalar​


Annesiz bir yavrunun bakımındaki en hassas konu hiç şüphesiz beslenmedir. Asla inek sütü vermeyin. İnek sütü, kedi yavruları için gerekli besin değerlerini karşılamadığı gibi, içerdiği laktoz nedeniyle ciddi ishallere ve dehidrasyona yol açar. Bunun yerine, pet shoplardan veya veteriner kliniklerinden temin edebileceğiniz özel yavru kedi süt tozları (KMR) kullanmalısınız. Bu mamalar, anne sütüne en yakın protein, yağ ve karbonhidrat oranına sahiptir. Toz mamayı, üzerindeki talimatlara harfiyen uyarak hazırlayın. Çok koyu veya çok sulu olması, yavrunun sağlığını olumsuz etkiler. Hazırladığınız mama, her öğün için taze olmalı; artan mama buzdolabında en fazla 24 saat saklanabilir ve asla tekrar ısıtılıp kullanılmamalıdır.

Biberonla besleme tekniği de en az mama kadar önemlidir. Yavruyu asla sırtüstü yatırarak beslemeyin; bu pozisyon sütün soluk borusuna kaçmasına (aspirasyon pnömonisi) neden olur. Yavruyu, doğal emme pozisyonu olan, karnı aşağıya bakacak şekilde, hafif öne eğimli olarak tutun. Biberonun başlığını, yavrunun ağzına hafifçe yerleştirin ve kendi kendine emmesini bekleyin. Asla sütü ağzına sıkmayın veya zorla vermeyin. Yavru emmeyi reddediyorsa, ya mamanın sıcaklığı uygun değildir (ideal sıcaklık 37-38°C, yani vücut ısısıdır) ya da yavru henüz yeterince ısınmamıştır. Besleme sıklığı yaşa göre değişir: 1 haftalık bir yavru her 2 saatte bir (gece dahil), 2-3 haftalık bir yavru her 3-4 saatte bir beslenmelidir. Bu program, yaklaşık 4-5 haftalık olana ve katı mamaya geçiş dönemi başlayana kadar devam eder.

Isı ve Barınma: Yavrunun Güvenli Yuvasını Oluşturmak​


Yavru kediler, yaşamlarının ilk birkaç haftasında vücut ısılarını kendi başlarına düzenleyemezler. Annesi onları sürekli olarak ısıtır ve bir arada tutar. Sizin göreviniz, bu doğal ısıyı taklit eden bir ortam yaratmaktır. Bunun için en ideal yöntem, bir karton kutu veya sert plastik bir taşıyıcıyı yuvaya dönüştürmektir. Kutunun tabanına birkaç kat havlu serin. Isı kaynağı olarak, bir ısıtma pedi (otomatik kapanma özelliği olan, su geçirmez ve düşük voltajlı olanlar tercih edilmelidir) veya bir sıcak su torbası kullanabilirsiniz. Isı kaynağını, doğrudan yavrunun altına değil, havluların altına veya kutunun bir köşesine yerleştirin. Bu sayede yavru, sıcak bölge ile serin bölge arasında geçiş yaparak kendi ısısını ayarlayabilir. Ortam sıcaklığı ideal olarak 29-32°C arasında olmalıdır. Yavru büyüdükçe (3. haftadan sonra) bu sıcaklığı kademeli olarak 24-26°C'ye düşürebilirsiniz.

Yavrunun yattığı alanın temizliği de hayati önem taşır. Kullanılan havluları her gün değiştirin ve yıkayın. Islak veya kirli bir ortam, bakteriyel enfeksiyonlara ve deri hastalıklarına davetiye çıkarır. Yavrunun bulunduğu oda, cereyandan (hava akımından) korunmalı, sessiz ve loş ışıklı olmalıdır. Annesiz yavrular, güvende hissetmek için sıcaklık ve yumuşak bir yüzeyin yanı sıra, bir "kalp atışı" sesine de ihtiyaç duyarlar. Bu nedenle, bazı bakıcılar yavrunun yanına, sessiz bir şekilde çalışan bir saat veya özel olarak üretilmiş oyuncak kalp atışı aparatı koyarlar. Bu basit yöntemler, yavrunun kendini daha güvende hissetmesine ve daha az ağlamasına yardımcı olur.

Hijyen ve Tuvalet Eğitimi: Annenin Dilini Taklit Etmek​


Yeni doğmuş bir yavru kedi, kendi başına tuvaletini yapamaz. Annesi, yavrunun karnını ve genital bölgesini diliyle yalayarak idrar ve dışkı refleksini uyarır. Siz de her beslenmeden hemen sonra bu işlemi taklit etmelisiniz. Elinize yumuşak bir pamuk veya nemli bir bez parçası (ılık suyla nemlendirilmiş) alın ve yavrunun genital bölgesine ve anüsüne hafifçe, dairesel hareketlerle masaj yapın. Birkaç saniye içinde yavrunun idrar yaptığını göreceksiniz. Dışkılama ise genellikle günde bir veya iki kez olur. Bu işlemi, tuvalet eğitimi tamamlanana kadar (yaklaşık 3-4 haftalık olana kadar) her beslenme sonrası tekrarlamalısınız. Yavruyu asla cezalandırmayın veya bu işlemi ihmal etmeyin; aksi halde mesane enfeksiyonları, kabızlık veya daha ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşabilirsiniz.

Yaklaşık 3-4 haftalık olduklarında, yavrular tuvaletlerini kontrol etmeye başlarlar. İşte bu dönemde, onlara bir kum kabı tanıtmanın zamanı gelmiştir. Küçük, kenarları alçak bir kap seçin. İçine, topaklaşmayan, ince taneli ve tozsuz bir kedi kumu koyun. Yavruyu, yemek yedikten ve uykudan uyandıktan sonra kum kabına koyun. Tuvaletini doğru yere yaptığında onu ödüllendirin (sevgi dolu bir tonlama veya hafif bir okşama yeterlidir). Başlangıçta kumu ağzına götürebilir veya etrafa saçabilir; bu normaldir. Sabırlı olun ve yavruyu bu yeni alışkanlığa alıştırmak için nazikçe yönlendirin.

Sosyalleşme ve Duygusal Gelişim: Güvenli Bir Bağ Kurmak​


Annesiz büyüyen yavru kediler, sosyalleşme konusunda ekstra desteğe ihtiyaç duyarlar. Annesi ve kardeşleri olmadığı için, insanlarla ve çevreyle etkileşim kurmayı doğ
ğrudan öğrenmek zorundadır. Bu, onların ileride insanlarla sağlıklı bir ilişki kurabilmesi için kritik bir dönemdir. Yavruyu her gün düzenli olarak kucağınıza alın, onunla yumuşak bir ses tonuyla konuşun ve onu sevgiyle okşayın. Ancak bu etkileşimi zorla yapmayın; yavrunun size güven duyması için zamana ve sakin bir ortama ihtiyacı vardır. Özellikle 2-7 hafta arası, sosyalleşme için altın dönemdir. Bu dönemde yavruyu farklı seslere (elektrik süpürgesi, kapı zili gibi), farklı yüzeylere (halı, fayans) ve güvenli ev hayvanlarına (aşılı ve sakin bir yetişkin kedi veya köpek) kontrollü bir şekilde alıştırabilirsiniz. Bu deneyimler, yavrunun ileride korkak veya agresif bir yetişkin olmasını engeller.

Yavrunun duygusal gelişiminde, tutarlılık ve rutin en büyük dostunuzdur. Beslenme, uyku ve oyun saatlerinin belli bir düzende olması, yavrunun kendini güvende hissetmesini sağlar. Annesini kaybetmiş bir yavru, sıklıkla "emme" davranışını başka nesnelere (battaniye kenarları, parmaklarınız) yönlendirebilir. Bu, bir güvenlik arayışıdır. Bu davranışı tamamen engellemek yerine, yavruya yumuşak bir oyuncak veya emme battaniyesi vererek bu ihtiyacını güvenli bir şekilde karşılamasına yardımcı olabilirsiniz. Unutmayın, bu yavru sizin ellerinizde sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da şekillenir. Ona verdiğiniz sevgi ve güven, ömür boyu sürecek sağlıklı bir bağın temelini atar.

Sağlık Takibi ve Veteriner Kontrolleri: Tehlikeleri Erken Fark Etmek​


Annesiz bir yavrunun bağışıklık sistemi, annesinin sütüyle aldığı kolostrum (ilk süt) sayesinde güçlenmediği için hastalıklara karşı çok daha savunmasızdır. Bu nedenle, sağlık takibi en ufak bir ayrıntıyı bile kaçırmamanızı gerektirir. Yavruyu ilk bulduğunuz anda bir veteriner hekime götürmeniz zorunludur. Veteriner, yavrunun genel sağlık kontrolünü yapacak, parazit tedavisini başlatacak (iç ve dış parazitler için) ve size uygun bir aşı takvimi oluşturacaktır. Ayrıca, yavrunun kilosunu düzenli olarak takip etmelisiniz. Sağlıklı bir yavru, her gün yaklaşık 10-15 gram (bir haftada 100-150 gram) kilo alır. Kilo alamıyorsa veya kilo kaybediyorsa, bu ciddi bir sağlık sorununun işareti olabilir ve acilen veteriner müdahalesi gerekir.

Evde dikkat etmeniz gereken bazı alarm işaretleri vardır. Yavrunun gözlerinden veya burnundan akıntı gelmesi, hapşırma, öksürme, ishal (özellikle sarı, yeşil veya kanlı dışkı), kusma, aşırı uyku hali veya tam tersi aşırı huzursuzluk, iştahsızlık gibi belirtiler asla hafife alınmamalıdır. Yavru kedilerde en sık görülen ölümcül hastalıklardan biri olan "panleukopeni" (gençlik hastalığı) hızlı ilerler ve yüksek ateş, kusma ve şiddetli ishal ile kendini gösterir. Bir diğer yaygın sorun ise solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Yavrunun sürekli ağzı açık nefes alması, hırıltılı solunum veya morarma gibi durumlarda derhal en yakın acil veteriner kliniğine başvurmalısınız. Bu belirtileri gördüğünüzde beklemek, yavrunun hayatını kaybetmesine neden olabilir.

Katı Mamaya Geçiş (Sütten Kesme) Süreci​


Yavru kediniz yaklaşık 4 haftalık olduğunda ve yürümeye, çevresini keşfetmeye başladığında, sütten kesme sürecini başlatmanın zamanı gelmiştir. Bu geçiş, aniden olmamalı, yavaş ve sabırlı bir şekilde yapılmalıdır. İlk adım olarak, yavrunun biberon mamasına biraz ılık su ekleyerek kıvamını daha cıvık hale getirin. Bir tabağa az miktarda bu karışımdan koyun ve yavrunun parmağınızla veya yavru kedi maması için özel üretilmiş bir kaşıkla tadına bakmasına yardımcı olun. İlk başta burnunu sokup hapşırabilir veya patisiyle oynayabilir; bu tamamen normaldir. Birkaç gün içinde, karışıma az miktarda yüksek kaliteli yavru kedi konserve maması (püre kıvamında) eklemeye başlayın. Mama markasının, yavru kediler için formüle edildiğinden emin olun.

Bu süreç boyunca biberon beslemesini ani bir şekilde kesmeyin. Yavruya hem biberon hem de mama tabağı sunmaya devam edin. Yaklaşık 6-8 haftalıkken, yavru artık tamamen ıslatılmış kuru mamayı veya konserveyi yiyebilir hale gelecektir. Bu dönemde biberonu tamamen bırakabilirsiniz. Ancak her zaman yanında taze su bulundurmayı unutmayın. Sütten kesme sürecinde yavrunun karnının şişmesi veya ishal olması sık karşılaşılan bir durumdur. Eğer ishal şiddetlenir ve yavru kilo kaybetmeye başlarsa, veterinerinize danışın. Geçiş sürecini aceleye getirmemek, sindirim sisteminin yeni mamaya alışması için en sağlıklı yoldur.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Asla inek sütü vermeyin: İnek sütü laktoz içerir ve yavru kedilerde şiddetli ishale neden olur. Bunun yerine, yalnızca özel formüle edilmiş yavru kedi süt tozları (KMR) kullanın. Eğer acil bir durumda temin edemezseniz, geçici olarak keçi sütü (seyreltilmiş) veya laktozsuz süt kullanılabilir, ancak ideal olan KMR'dir.

2. Biberon başlığını doğru seçin: Yavru kediler için özel üretilmiş, yumuşak silikon biberon başlıkları kullanın. Deliğin çok büyük olmamasına dikkat edin; süt damla damla akmalı, fışkırmamalıdır. Aksi halde aspirasyon riski artar.

3. Besleme sonrası gaz çıkarma: Bebekler gibi, yavru kediler de beslenme sırasında hava yutabilir. Besleme sonrasında yavruyu dik bir pozisyonda tutarak sırtına hafifçe vurun. Bu, gazını çıkarmasına yardımcı olur ve rahatlamasını sağlar.

4. Isı kontrolünü asla ihmal etmeyin: Yavrunun ortam sıcaklığı ilk haftalarda 29-32°C olmalıdır. Isıtma pedi kullanıyorsanız, mutlaka bir termostat veya sıcaklık kontrol cihazı ile birlikte kullanın. Çok sıcak bir ortam da dehidrasyona, çok soğuk bir ortam ise hipotermiye yol açar.

5. Hijyen kurallarına sıkı sıkıya bağlı kalın: Her besleme öncesinde ve sonrasında ellerinizi yıkayın. Biberon ve emzikleri her kullanımdan sonra sıcak su ve bulaşık deterjanıyla iyice temizleyin, haftada bir kaynar suyla sterilize edin. Yavrunun yattığı havluları günlük değiştirin.

6. Kilo takibini günlük yapın: Dijital bir mutfak tartısı kullanarak her gün aynı saatte yavrunun kilosunu ölçün. Bir deftere not alın. Ani bir kilo kaybı (günde 10 gramdan fazla) veya kilo alamama, hemen veteriner müdahalesi gerektirir.

7. Sosyalleşmeye erken başlayın: 2. haftadan itibaren yavruyu her gün kısa süreliğine kucağınıza alın ve farklı insanlarla (sakin ve güvenilir kişiler) tanıştırın. Bu, ileride insanlara karşı korkusuz ve dost canlısı bir kedi olmasını sağlar.

8. Tuvalet eğitiminde sabırlı olun: Yavru, kum kabına alışana kadar kazalar olabilir. Onu asla azarlamayın veya burnunu kuma sürtmeyin. Bu, yalnızca korkmasına ve gizli yerlere tuvalet yapmasına neden olur. Olumlu pekiştirme (doğru yere yaptığında sevgi göstermek) en etkili yöntemdir.

9. Oyun ve uyarım sağlayın: Yavru kediler enerjiktir ve oyun oynayarak öğrenirler. 3. haftadan itibaren onlara güvenli oyuncaklar (ip, küçük yumuşak toplar, tüylü oyuncaklar) sunun. Bu, hem fiziksel gelişimlerini destekler hem de avlanma içgüdülerini sağlıklı bir şekilde yönlendirir.

10. Veteriner ziyaretlerini aksatmayın: İlk aşı takvimi ve parazit tedavileri için veterinerinizin önerdiği programa harfiyen uyun. Yavrunuzu dışarı çıkarmadan önce tüm aşılarının tamamlanmış olmasına dikkat edin. Unutmayın, önleyici bakım, tedaviden her zaman daha kolay ve daha ucuzdur.

Sıkça Sorulan Sorular​


Yavru kedi ne kadar sürede bir beslenmeli?​

Yavrunun yaşına bağlı olarak değişir. 1 haftalık bir yavru günde 8-12 kez (her 2 saatte bir, gece dahil), 2-3 haftalık bir yavru her 3-4 saatte bir, 4 haftalık bir yavru ise her 4-6 saatte bir beslenmelidir. Gece beslemeleri, yavru yaklaşık 3-4 haftalık olana kadar devam etmelidir.

Yavru kedi neden sürekli ağlar?​

Ağlama, yavrunun bir ihtiyacı olduğunu gösterir. En sık nedenleri açlık, soğuk, korku veya tuvaletini yapma ihtiyacıdır. Öncelikle yavrunun sıcak ve temiz olduğundan emin olun, ardından beslenme zamanını kontrol edin. Ağlama durmuyorsa veya başka belirtiler (ishal, halsizlik) eşlik ediyorsa bir veterinere danışın.

Yavru kediye banyo yaptırabilir miyim?​

Mümkün olduğunca hayır. Yavru kediler vücut ısılarını düzenleyemedikleri için banyo onları strese sokar ve hipotermiye neden olabilir. Pire veya aşırı kirlilik gibi zorunlu durumlarda, ılık bir su ve yavru kedi şampuanı kullanarak çok hızlı bir şekilde yıkayın ve hemen kurulayın. Ancak ideal olan, nemli bir bezle silmektir.

Yavru kediye aşı ne zaman yapılır?​

İlk aşı (karma aşı) genellikle 6-8 haftalıkken yapılır. Ardından 3-4 hafta arayla 2. ve 3. dozlar uygulanır. Kuduz aşısı ise genellikle 12 haftalıktan sonra yapılır. Aşı takvimini veterineriniz belirleyecektir. Aşıdan önce yavrunun sağlıklı ve parazit tedavisinin tamamlanmış olması gerekir.

Yavru kedi neden ishal oldu ve ne yapmalıyım?​

İshal, yavru kedilerde sık görülen ve ciddiye alınması gereken bir durumdur. Nedenleri arasında yanlış mama, aşırı besleme, parazitler, enfeksiyonlar veya stres sayılabilir. İlk olarak mamanın doğru hazırlandığından emin olun. İshal bir günden uzun sürerse, yavru su kaybı yaşayabilir. Veterinerinize danışın ve yavruya asla insan ilacı vermeyin.

Sonuç​


Annesiz bir yavru kedi büyütmek, bir yaşamı avuçlarınızın arasına almak gibidir. Bu yolculuk, sayısız uykusuz gece, sürekli bir tetikte olma hali ve bazen de gözyaşlarıyla dolu olabilir. Ancak tüm bu zorlukların sonunda, sizin ellerinizle büyüyen, size güvenen, her mırlamasıyla teşekkür eden bir dostunuz olacak. Onun attığı ilk adımı görmek, ilk kez kendi başına kum kabını kullanmasına şahit olmak veya sizi gördüğünde kuyruğunu dikip koşarak gelmesi, tüm yorgunluğunuzu unutturacak kadar değerlidir. Bu süreçte en büyük silahınız, doğru bilgi ve sarsılmaz bir sabırdır. Unutmayın ki, her yavru kedi bir mucizedir ve siz bu mucizenin gerçekleşmesine yardım eden kişisiniz. Eğer bu satırları okuyup da bir yavruyu sahiplenmeyi düşünüyorsanız, önce tüm sorumluluğu tartın. Emin misiniz? Cevabınız evet ise, bu küçük canın hayatında bir kahraman olacaksınız. Ona sadece bir yuva değil, aynı zamanda ikinci bir şans vereceksiniz.
 
Geri