Acil Ameliyat Yapabilen Klinikler

Acil Ameliyat Yapabilen Klinikler

CrimsonAllegro

Kayıtlı Kullanıcı
Puan 0
Çözümler 0
Katılım
27 Tem 2026
Mesajlar
274
Tepkime puanı
0
CrimsonAllegro
Bir gece yarısı apandisit ağrısıyla uyandığınızda ya da bir yakınınız trafik kazası sonrası kanamayla acil servise kaldırıldığında, aklınızdan geçen ilk soru "Bu hastane beni hemen ameliyat edebilir mi?" olur. Acil ameliyat, hayat kurtarmak veya kalıcı hasarı önlemek için saatler içinde, hatta dakikalar içinde müdahale gerektiren cerrahi durumları ifade eder. Ancak her sağlık kuruluşu, her an ameliyat yapacak altyapıya ve uzman kadroya sahip değildir. Bu yazıda acil ameliyat yapabilen kliniklerin özelliklerini, bu kliniklerde aranan kritik kriterleri ve doğru merkezi seçerken nelere dikkat etmeniz gerektiğini detaylı biçimde ele alıyoruz.

Türkiye'de her yıl milyonlarca acil servis başvurusu gerçekleşiyor ve bunların önemli bir kısmı cerrahi müdahale gerektiriyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre acil servislere başvuran hastaların yaklaşık yüzde 15-20'sinde cerrahi değerlendirme gerekli görülüyor. Bu oran, günde onlarca hastanın hayatının, bulunduğu kliniğin cerrahi kapasitesine bağlı olduğunu gösteriyor. Peki bir kliniğin "acil ameliyat yapabilir" olması ne anlama geliyor? Sadece ameliyathanesinin olması yeterli mi, yoksa çok daha kapsamlı bir hazırlık mı gerekiyor?

Acil cerrahi; apandisit, safra kesesi iltihabı, bağırsak tıkanıklığı, organ delinmesi, iç kanama, kırık ve travma vakaları gibi geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Bu vakaların ortak özelliği, zamanla yarışan bir doğalarının olmasıdır. Geciken her saat, komplikasyon riskini artırır, iyileşme süresini uzatır ve hayati tehlikeyi büyütür. Bu yüzden acil ameliyat yapabilen bir kliniğin varlığı, sadece bir hizmet kalitesi meselesi değil; doğrudan bir hayat kurtarma meselesidir. Şimdi bu kliniklerin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini, tarihsel gelişimden günümüz uygulamalarına uzanan bir perspektifle inceleyelim.

Temel Kavramlar ve Tanım​


Acil ameliyat yapabilen kliniklerin ne olduğunu tam olarak anlayabilmek için önce "acil cerrahi" kavramını netleştirmek gerekir. Acil cerrahi; hastanın yaşamsal fonksiyonlarını tehdit eden, uzuv kaybına veya kalıcı hasara yol açabilecek durumlarda, planlanmamış ve genellikle derhal yapılması gereken cerrahi girişimlerdir. Bu tür girişimler; akut apandisit, perforasyon (organ delinmesi), şiddetli kanama, aort anevrizması rüptürü, bağırsak düğümlenmesi, septik durumlar ve büyük travmalar gibi hayati tehdit oluşturan tabloları kapsar.

Bir kliniğin acil ameliyat yapabilmesi için sahip olması gereken temel özellikler şunlardır: 7/24 açık ve donanımlı bir ameliyathane, günün her saati ulaşılabilir anestezi uzmanı ve cerrah ekibi, ameliyat sonrası hasta takibi için yoğun bakım ünitesi, kan bankası veya kan temin edebilecek bir sisteme erişim ve radyoloji görüntüleme hizmetlerinin kesintisiz çalışması. Bunlardan herhangi birinin eksikliği, acil bir durumda zincirin kırılmasına ve hastanın başka bir merkeze sevk edilmesine yol açar ki bu da zaman kaybı demektir.

Somut bir örnek vermek gerekirse; gece saat 03.00'te şiddetli karın ağrısıyla bir kliniğe başvuran hastada akut apandisit tespit edilir. Eğer bu klinikte 7/24 ameliyathane ve nöbetçi cerrah ekibi varsa, hasta 1-2 saat içinde ameliyata alınabilir ve komplikasyon riski düşük bir şekilde iy...şebilir. Ancak aynı klinikte bu altyapı yoksa veya nöbetçi ekip eksikse, hasta ambulansla kilometrelerce uzaktaki başka bir hastaneye sevk edilmek zorunda kalır. Bu sırada geçen her dakika, apandisitin patlama riskini artırır ve peritonit gibi hayatı tehdit eden durumlara zemin hazırlar. İşte bu yüzden "acil ameliyat yapabilen klinik" kavramı, yalnızca fiziki bir ameliyathane bulundurmaktan çok daha fazlasını ifade eder; bu, kurumsal bir hazırlık ve kesintisiz işleyen bir organizasyonun ürünüdür.

Temel kavramları biraz daha açmak gerekirse, acil cerrahi ile elektif cerrahi arasındaki farkı da netleştirmek gerekir. Elektif cerrahi, hastanın ve doktorun planladığı, uygun zamanda yapılan ameliyatlardır. Örneğin fıtık ameliyatı veya estetik operasyonlar elektif sınıfına girer. Acil cerrahi ise hastanın hayatını veya organ fonksiyonunu tehdit eden, bekletilemeyecek durumlarda yapılan müdahalelerdir. Bu iki tür cerrahi arasındaki en büyük fark, hazırlık süresinin olmaması ve ekibin her an tetikte beklemek zorunda olmasıdır. Acil vakalarda hastanın genel durumu stabil değildir, kronik hastalıkları olabilir, aç karnına olmayabilir ve tüm bu değişkenlere rağmen cerrahın hızlı karar vermesi gerekir.

Acil Ameliyat Yapabilen Kliniklerde Olması Gereken Altyapı​


Acil ameliyat yapabilen bir klinikte aranan ilk şart, 7 gün 24 saat kesintisiz çalışan bir ameliyathanedir. Ameliyathanenin sadece açık olması yetmez; genel anestezi verebilmek için anestezi cihazı, hasta başı monitör, ventilatör, aspiratör ve acil durum ilaçlarının bulunduğu arabalar hazır beklemelidir. Ameliyathane personelinin de teyakkuz halinde olması, herhangi bir anda çağrıldığında dakikalar içinde ameliyathaneyi hazır hale getirebilmesi gerekir. Örneğin, bir trafik kazası sonrası iç kanama geçiren hasta acil servise geldiğinde, ameliyathane ekibinin 15-20 dakika içinde cerrahiyi başlatabilmesi kalbin ve beynin oksijensiz kalma süresini kısaltır.

Bunun yanında ameliyathanenin hijyen standartları da hayati önem taşır. Pandemi sonrası dönemde havalandırma sistemlerinin HEPA filtreli olması ve laminar hava akışı sağlaması, enfeksiyon riskini düşürmek için kritik kabul ediliyor. Acil vakalarda hazırlık süresi kısa olduğundan, steril malzeme setlerinin sürekli hazır bulunması ve otoklav sterilizasyonunun aralıksız sürdürülmesi gerekir. Bazı büyük merkezlerde "travma odası" adı verilen, doğrudan ameliyathaneye bağlı özel üniteler bulunur; böylece hasta acil servisten geçmeden doğrudan cerrahi alana alınabilir.

Ayrıca radyoloji altyapısı da göz ardı edilmemelidir. Acil bir kafa travmasında bilgisayarlı tomografi cihazının 7/24 çalışır durumda olması ve radyologun görüntüleri hızlı yorumlayabilmesi gerekir. Tomografisiz bir merkez, kanama tespiti için tahmini bölgelere odaklanmak zorunda kalır ve bu da yanlış insizyonlara yol açabilir. Bu nedenle modern acil cerrahi merkezleri; ameliyathane, yoğun bakım, radyoloji ve laboratuvarı aynı kampüs içinde konumlandırarak hastanın taşınma süresini minimize eder.

7/24 Cerrahi Ekip ve Anestezi Desteğinin Önemi​


Acil ameliyat yapabilen kliniklerin en kritik insan kaynağı, hiç şüphesiz nöbetçi cerrah ve anesteziyologdur. Bir cerrah gün içinde elektif ameliyatlarını bitirdikten sonra akşam 17.00'de evine gidiyor ve telefonunu kapatıyorsa, o merkez gece acil cerrahi hizmeti veremiyor demektir. Gerçek anlamda acil cerrahi hizmeti sunan merkezlerde, cerrahi ekipler vardiyalı çalışır ve hastanenin içinde veya çok yakınında ikamet ederler. Örneğin bir üniversite hastanesinin genel cerrahi asistanları ve öğretim üyeleri, nöbet günlerinde hastane yerleşkesindeki nöbetçi odalarında kalırlar; böylece çağrıldıklarında 5-10 dakika içinde ameliyathaneye ulaşabilirler.

Anestezi açısından da benzer bir hazırlık gerekir. Anestezi uzmanının gece başka bir hastaneye gitme ihtimali varsa, o tesis acil ameliyat garantisi veremez. Anestezi ekibinin sadece ameliyat başında değil, ameliyat sonrası ağrı yönetimi ve yoğun bakım sürecinde de aktif olması gerekir. Özellikle acil laparotomi (karın açma) gibi büyük ameliyatlarda hastanın hemodinamik dengesi çok hassastır; anestezistin sıvı replasmanı, kan ürünü yönetimi ve inotrop destek konularında anlık kararlar verebilmesi gerekir. Bu da sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda acil tıp ortamında deneyim kazanmış bir ekip gerektirir.

Ekip yapısında cerrah, anestezist, ameliyathane hemşireleri ve teknisyenlerin yanı sıra acil tıp uzmanları da önemli bir yer tutar. Acil tıp uzmanı, hastayı ilk karşılayan ve stabilize eden kişidir. Hastanın ameliyathaneye alınmasına karar veren, görüntüleme tetkiklerini başlatan ve konsültan cerrahı harekete geçiren birim acil servistir. Bu zincir ne kadar sağlam kurulursa, hastanın cerrahiye ulaşma süresi o kadar kısalır. Bu yüzden kaliteli acil cerrahi merkezleri, ekipler arasındaki iletişimi düzenli tatbikatlarla test eder ve karmaşık vaka masalarında birlikte çalışma pratiği geliştirir.

Yoğun Bakım ve Kan Bankası: Hayat Kurtarıcı Destek Birimleri​


Bir acil ameliyatın başarısı, ameliyat masasında bitmez. Hastanın uyandırılması ve hayati fonksiyonlarının normale dönmesi, yoğun bakım ünitesinin kapasitesine bağlıdır. Acil vakaların çoğu, özellikle büyük cerrahiler sonrası, 24-48 saat boyunca yoğun bakım takibi gerektirir. Örneğin bağırsak delinmesi nedeniyle peritonit gelişen bir hastada, ameliyat sonrası sepsis riski yüksektir; bu hastanın yakın monitörizasyonu, tansiyon desteği ve enfeksiyon kontrolü yoğun bakımda sağlanır. Eğer hastanede yoğun bakım yatağı yoksa, başarılı bir ameliyat bile hastanın hastane içinde uygun yere ulaşamaması nedeniyle kaybedilebilir.

Kan bankası da benzer şekilde ihmal edilmemesi gereken bir birimdir. Travma, mide kanaması, dış gebelik rüptürü gibi durumlarda hastanın büyük miktarda kan kaybetmesi mümkündür. Hastanın kan grubunu belirleyecek laboratuvar altyapısı, çapraz karşılaştırma testini yapacak ekip ve hazır kan stoku, acil müdahalenin temelini oluşturur. Büyük şehir merkezlerindeki hastaneler genellikle belirli bir kan rezervi bulundururken, daha küçük klinikler bölge kan merkezlerinden taze kan temin edebilir. Ancak bu tedarik sürecinin ne kadar süreceği, ameliyatın aciliyetiyle yarışabilir; bu nedenle "acil kan" protokollerinin önceden tanımlanması gerekir.

Yoğun bakım ve kan bankası dışında, acil cerrahi sürecinde patoloji laboratuvarı da devreye girebilir. Örneğin, testis torsiyonu şüphesiyle ameliyata alınan genç bir hastada, dokunun canlılığı cerrahın gözlemiyle yeterince değerlendirilemez; patolojik inceleme için frozen-section denilen anlık doku değerlendirmesi gerekebilir. Bu tür bir hizmet ancak laboratuvar ekibi 7/24 çalışan merkezlerde mümkündür. Dolayısıyla acil ameliyat yapabilen bir klinik, aslında bir tür mini hastane organizasyonudur; destek hizmetleri olmadan sadece cerrahi ekip hiçbir şey ifade etmez.

Acil Cerrahide "Altın Saat" ve Zamanın Kritik Rolü​


Travma cerrahisinde "altın saat" kavramı, yaralanmanın ardından geçen ilk bir saatlik pencerenin tedavi başarısını büyük ölçüde belirlediğini ifade eder. Bu süre içinde müdahale edilen hastalarda ölüm oranı belirgin şekilde düşer. Benzer bir mantık, akut batın hastalıkları, aort anevrizması ve pulmoner emboli gibi vakalar için de geçerlidir. Acil ameliyat yapabilen bir kliniğin en büyük avantajı, hastanın şehirler arası bir yolculuğa çıkmak zorunda kalmadan bu altın saat içinde müdahaleye başlanabilmesidir.

Örneğin, Batı ülkelerinde yapılan çalışmalar, akut apandisit hastalarında belirtilerin başlangıcından ameliyata kadar geçen sürenin 24 saati aşması durumunda perforasyon oranının belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Yine bağırsak iskemisi (kanlanma bozukluğu) vakalarında, her 6 saatlik gecikmenin mide-bağırsak dokusunun nekroza uğrama olasılığını yükselttiği biliniyor. Bu veriler, acil cerrahinin bir "zaman yarışı" olduğunu ve kliniğin konumunun, ekip hazırlığının ve en önemlisi hızlı teşhis sürecinin bu yarışta belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor.

Zamanın kritik rolü yalnızca cerrahinin başlama süresiyle sınırlı değildir. Ameliyat öncesi hazırlık, tetkiklerin tamamlanması, hasta ve ailesinin bilgilendirilmesi, rıza formunun alınması gibi süreçler de "kapıdan masaya kadar geçen süre" içinde optimize edilmelidir. Bazı merkezlerde bu süreyi ölçmek için "travma trafiği" adı verilen dijital takip sistemleri kullanılır; hasta acil servise giriş yaptığı anda kronometre başlar ve her aşama kayıt altına alınır. Böylece darboğazlar t...darboğazlar tespit edilir ve süreç sürekli iyileştirilir. Örneğin, görüntüleme merkezinin acil servise uzak konumlanması nedeniyle hastaların tomografi için yürüme süresinin uzadığını fark eden bir hastane, radyoloji ünitesini acil servisin hemen yanına taşıyarak ortalama hazırlık süresini yüzde 20 kısaltabilir. Bu tür veriye dayalı iyileştirmeler, altın saatin içinde kaybolan dakikaları geri kazanmanın en etkili yoludur.

Tarihsel Gelişim ve Türkiye'de Acil Cerrahi Hizmetlerinin Durumu​


Acil cerrahinin bugünkü standartlarına ulaşması aslında yakın bir tarihe dayanır. İkinci Dünya Savaşı yıllarında savaş alanlarında yaralıların hızla ameliyata alınması gerekliliği, "travma cerrahisi" kavramının doğmasına yol açtı. Savaş sonrasında bu deneyimler sivil hastanelere aktarıldı ve özellikle ABD'de 1960'larda acil servislerin 7/24 hizmet vermeye başlaması, hastane içindeki cerrahi ekiplerin de sürekli nöbet sistemine geçmesini beraberinde getirdi. Bu dönem, acil ameliyatın artık sadece bir asistanın evden çağrılmasıyla değil, kurumsal bir planlama dâhilinde yapıldığı bir yapıya dönüşümün başlangıcıdır.

Türkiye'de ise bu dönüşüm daha geç gerçekleşmiş, 1980'li yıllardan itibaren acil tıp uzmanlığı ayrı bir branş olarak kabul edilmiş, 2000'li yıllarla birlikte Sağlık Bakanlığı'nın "Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliği" kapsamında hastanelerin seviyelerine göre acil müdahale standartları belirlenmiştir. Günümüzde Türkiye'de tam teşekküllü devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri ve özel dal merkezleri, 7/24 kesintisiz acil cerrahi hizmeti verebilecek altyapıya sahip olarak gruplandırılmıştır. Ancak bu standartların her il ve ilçede aynı düzeyde sağlanamadığı bir gerçektir; özellikle kırsal bölgelerde tek cerrahın bulunduğu hastanelerde gece vakti acil ameliyat güvence altına alınmış değildir.

Son yıllarda özel hastanelerin ve dal merkezlerinin acil cerrahi konusunda önemli atılımlar yaptığını görüyoruz. Bazı zincir hastaneler, travma merkezi statüsü almak için yoğun bakım kapasitesini artırıyor, helikopter ambulans ile hasta kabul sistemleri kuruyor ve ileri görüntüleme cihazlarına yatırım yapıyor. Bu gelişmeler, vatandaşların yalnızca büyük şehirlerde değil, orta ölçekli illerde de kaliteli acil cerrahi hizmetine erişebilmesini kolaylaştırıyor. Ancak bu hizmetin sürdürülebilirliği, yalnızca fiziki yatırımla değil, aynı zamanda uzman ekiplerin istihdam edilmesi ve nöbet sistemlerinin düzenli işletilmesiyle mümkün oluyor.

Acil Ameliyat Yapabilecek Klinik Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler​


Bir hasta veya yakını olarak acil bir durumda doğru kliniği seçmek için önceden bazı araştırmalar yapmak hayati önem taşır. Öncelikle kliniğin Sağlık Bakanlığı tarafından verilen "acil sağlık hizmeti" yetkisine sahip olup olmadığını doğrulamak gerekir. Bakanlığın internet sitesi üzerinden her hastanenin sahip olduğu yatak sayısı, yoğun bakım ünitesi, ameliyathane ve uzman kadrosu gibi bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu bilgiler, hastalığın türüne göre gerekli uzmanlık dalının klinikte bulunup bulunmadığını da görünür kılar.

İkinci önemli kriter, kliniğin konumu ve ulaşım süresidir. Acil ameliyat gerektiren durumlarda ambulans süresi, cerrahi süreyi doğrudan etkiler. Bu nedenle yaşadığınız bölgeye en yakın tam donanımlı acil cerrahi merkezini önceden belirlemek ve acil durum planınızda bu bilgiyi bulundurmak akıllıca olur. Ayrıca kliniğin helikopter ambulans hizmeti, kan bankası kapasitesi ve yoğun bakım yatak sayısı gibi destek birimlerini de sorgulamakta fayda vardır. Örneğin, 24 saat içinde birden fazla acil vakaya aynı anda müdahale edebilecek kapasitenin bulunup bulunmadığı, ciddi bir trafik kazası veya bölgesel afet durumunda belirleyici olabilir.

Üçüncü dikkat noktası, acil poliklinik ve ameliyathane arasındaki organizasyonun hızıdır. Bazı merkezlerde hastalar acil serviste saatlerce bekletilirken, bazılarında triyaj sistemi sayesinde öncelikli hastalar hızla cerrahiye yönlendirilir. Bu konuda tam bir bilgiye sahip olmak için kliniğin hasta memnuniyet oranlarına ve daha önce acil cerrahi geçirmiş kişilerin deneyimlerine bakılabilir. İnternet üzerindeki yorumlar, çoğu zaman süreç hızının ve iletişim kalitesinin en sade göstergesidir.

Uzman Önerileri ve İpuçları​


1. Acil durumlar için önceden bir "yakın hastane listesi" oluşturun; eviniz, iş yeriniz ve okulunuz çevresindeki 7/24 acil cerrahi merkezlerini belirleyin ve bu bilgiyi aile fertleriyle paylaşın.
2. Kliniğe başvurmadan önce mutlaka arayarak o gün o saatte hangi cerrahi branşların nöbetçi olduğunu öğrenin; örneğin gece yarısı kalp damar cerrahisi ihtiyacı varsa, bu branşın nöbetçi olmadığını bilmek sizi zaman kaybından kurtarır.
3. Ameliyat öncesi yapılması gereken tetkiklerin hangi sürede sonuçlandığını sorun; laboratuvar hizmetinin 7/24 çalışıp çalışmadığı, teşhisl birçok acil vakada ana belirleyicidir.
4. Yoğun bakım ünitesinin doluluk oranı hakkında bilgi alın; büyük merkezlerde bile yatak bulunamadığı için hastanın başka şehre nakli gerekebilir.
5. Ameliyat sonrası takibin nerede yapılacağını öğrenin; bazı acil merkezler yalnızca ilk müdahaleyi üstlenir, bu da sürekliliği etkiler.
6. Kliniğin "travma" statüsünü ve Sağlık Bakanlığı denetimlerinde aldığı puanları araştırın; bu bilgiler hastanenin genel güvenilirliği hakkında fikir verir.
7. Ailenizde kronik hastalığı olan bireyler varsa (diyabet, kalp hastalığı, böbrek yetmezliği), bu hastalıklara göre anestezi riskini değerlendiren bir merkez belirleyin; böyle bir merkez, ek yoğun bakım ve diyaliz desteği sunabilecektir.
8. Acil cerrahi geçiren bir hasta yakınıysanız, mutlaka ikinci bir cerrahın görüşüne başvurun; acil durumlarda bile gereksiz cerrahiden kaçınmak ve endikasyonun doğru olduğundan emin olmak hakkınızdır.
9. Kliniğin sigorta ve ödeme yöntemlerini önceden netleştirin; özel hastanelerde acil ameliyat ücretleri çok değişken olabilir ve bu mali stres karar sürecinizi etkileyebilir.
10. Acil durum çantanızı hazırlayın; kimlik, sigorta kartı, kan grubu bilgisi ve sürekli kullandığınız ilaçların listesi, hastane personelinin işini kolaylaştırır ve size zaman kazandırır.

Sıkça Sorulan Sorular​


Acil ameliyat yapabilen her hastane aynı mıdır?​

Hayır, kesinlikle aynı değildir. Acil ameliyat için gerekli altyapı, ekip ve donanım hastaneden hastaneye büyük farklılık gösterir. Bir ilçe devlet hastanesinde tek cerrah ve tek ameliyathane bulunurken, büyük bir travma merkezinde birden fazla ameliyathane, 7/24 anestezi ekibi ve yoğun bakım yatak kapasitesi yer alır. Bu nedenle kritik durumlarda hastanın özel bir travma merkezine sevk edilmesi gerekebilir.

Acil cerrahide geç kalmanın sonuçları nelerdir?​

Geç kalma, hayatı tehdit eden birçok komplikasyona yol açabilir. Apandisit gibi basit bir enfeksiyon bile geç müdahale edildiğinde peritonite ve sepsise dönüşerek ölümcül olabilir. Organ delinmelerinde saatler içinde ciddi enfeksiyon yayılımı görülür; bağırsak iskemisinde ise dokuların ölmesi nedeniyle geniş bağırsak rezeksiyonları yapılmak zorunda kalınır. Dolayısıyla 7/24 hizmet veren bir kliniğin varlığı, bu komplikasyonları önlemenin en etkili garantisidir.

Özel bir kliniğin acil ameliyat ücreti SGK tarafından karşılanır mı?​

SGK, belirli özel hastanelerle anlaşmalıdır ve acil durumlarda bu anlaşmalı kurumların ameliyat ücretlerini karşılar. Ancak anlaşma kapsamı dışında kalan işlemler veya aşım ücretleri hastaya yansıyabilir. Acil bir durumda öncelik hayat kurtarmak olduğu için, hastanın öncelikle sağlık güvencesi kapsamındaki en yakın anlaşmalı hastaneye başvurması ve sonrasında mali durumu değerlendirmesi önerilir.

Sonuç​


Acil ameliyat yapabilen klinikler, toplumun en kritik anlarında hayat kurtaran yapılardır. Apandisitten büyük travmalara kadar geniş bir yelpazede hastaların en hızlı ve en güvenli müdahaleyi alabilmesi için bu merkezlerin yalnızca fiziki altyapıya değil, aynı zamanda koordineli bir ekip çalışmasına da ihtiyaç duyduğunu bu yazıda tüm yönleriyle inceledik. Türkiye'de acil cerrahi hizmetlerinin gelişimi, son 40 yılda önemli mesafeler kat etti; ancak her ilde aynı standardı sağlamak hâlâ bir hedef olarak önümüzde duruyor.

Aile hekiminizden veya yerel sağlık müdürlüğünden aldığınız bilgilerle yaşadığınız bölgedeki acil cerrahi merkezlerini öğrenmek, hayatınızın bir noktasında size ve sevdiklerinize dakikalar kazandırabilir. Unutmayın ki acil cerrahide başarı; doğru teşhis, güçlü altyapı ve zamanında müdahalenin kesişiminde saklıdır. Bu üç unsur siz hazır olduğunuzda anlamlıdır. Bu yüzden bugün yapacağınız küçük bir araştırma, yarın yaşanabilecek büyük bir acının önüne geçebilir.
 
Geri